sf9:
İnsan tüm diğer canlılar gibi doğduğunda o kadar bir ve bütün o kadar derli toplu haldedir ki o bütünün içinde hiç bir şey aynlık gayrılık taşımaz. Bu birlik ve bütünlüktür bir bakıma onu o çaresiz halinde yaşatan. Ne zaman ki o büTünün içinden kendisini çıkarır ve ona 'ben' der. kendisiyle geri kalan her şey arasında ilk yarık açılmış olur. Ve 'ben' dediği şeyi terbiye ederek tekrar o bütünle uyumlu hale getirinceye ve uyumla onun içindeki yerini alıncaya kadar bir daha kapanmaz. Kapanmadığı sürece "ben" dediği şey de tehlikededir ve 'ben' diyerek yöneldiği her şey ondan bir parçayı kendine çeker, tutsak eder ve böylece dağılma başlamış olur.
sf10:
"Canlılarda ahenk (uyum, bütünlük) bozulduğunda tabiatta da bir dağılma baş gösterir ve acı izafiyet) ortaya çıkar." ... "Sonra ahenk yeniden kurulup tabiata dönüldüğünde (tabiat eski yerine avdet ettiğinde) haz (sıhhat) dediğimiz şey meydana gelir." (Platon, Philebos, 31 d-e).
sf11-12(dağılmış insan için söylediğini anladığım o sözler):
Tek derdi konuşmaktır. İster ki hep kendisi konuşsun ve kendisinden konuşulsun....
Boş sözler özünü dağıtır, özsüzlüğü sözünü boşaltır. Dağıldıkça keyfileşir. keyfileştikçe zorbalaşır.
sf13:
"insan birine kendini kul köle ederken onunla daha üstün bir bilgiye, daha üstün bir erdeme ulaşacağına inanıyorsa eğer, bunda hiçbir küçülme yoktur. Gönüllü köleliğin de gerçekten biricik utanılmayacak şekli erdem uğruna köleliktir". ((Platon Pausanias'a söyletir bu cümleleri ,Şölen'de.))
sf14:
Onur, onu elde eden insandan çok onu bahşeden insana bağlıdır, oysa içten içe biliyoruz ki iyi bir insanın kendisinin olan ve ondan kolayca alınamayacak bir şeyi olmalıdır.
(Aynca insanlar kendilerinin iyi olduguna inanabllmek için onur peşinde koşar görünürler ( R . W, Browne, D. P.