Bir İnsanı kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri, korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi? Halbuki bütün arkadaşlarının gözünde sanki sihirli bir gözlük vardı ve onların kendilerini görmelerine mâni oluyordu. Bu kadar ahmakça bir körlüğe başka türlü mana verilemezdi.
Uyuyamıyordu, yatağın içine dönüp duruyordu. Uyuyamayacağını anladı, yatağından kalkarak acılarını ve yürek çarpıntılarını yatıştırmak için eline bir kitap aldı.