El değmemiş bir kız olup yine el değmemiş bir erkekle evlenmek hoş bir şey olabilirdi, ama ya adam evlendikten sonra birdenbire Buddy Willard'ın yaptığı gibi aslında el değmemiş biri olmadığını itiraf ederse ne olacaktı? Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz, öteki temiz olmayan iki tane yaşantısı olabileceği düşüncesi çileden çıkarıyordu beni, Sonunda baktım ki yirmi bir yaşına gelip de hâlâ bakir kalmış olan zeki ve ihtiraslı bir erkek bulmak kolay olmayacak ben de bakire kalmaktan vazgeçip kendim gibi bakir olmayan biriyle evlenmeye karar verdim. Bu durumda o benim hayatımı zehir ederse ben de onun hayatını zehir edebilirdim. Ben on dokuz yaşındayken bekâret en önemli konuydu. Dünyadaki insanları Katolikler ve Protestanlar, ya da Cumhuriyetçiler ve Demokratlar ya da beyazlar ve zenciler, hatta erkekler ve kadınlar olarak değil de, biriyle yatmış olanlar ve yatmamış olanlar diye ikiye bölünmüş olarak görüyordum. İki insan arasındaki tek kayda değer fark buymuş gibi geliyordu bana. Aradaki sınırı geçtiğim gün kendimde çarpıcı bir değişiklik hissedeceğimi sanıyordum.
Hayvanlar alemi uzun aralıklarla, yalnızca dişinin yumurtladığı sırada seks yapan varlıklarla dolu. Yalnızca iki tanesi üreme dışındaki sebeplerle hafta boyu yapabilir;
biri insan, diğeri de insana çok benzer. Demek ki değişik partnerlerle zevk için seks daha hayvani değil, insani.