Ortaçağ’da ve Aydınlanma Çağı’nda insanlar hayvanlarda kendi yansımalarını aramış, onlara ahlaki yargılar yüklemişlerdi. Ortaçağ’da kilisenin bastırdığı popüler canavar kitaplarında, filler en iffetli hayvanlar olarak anlatılırdı. Oysa ki filler cinsel hayatlarını çok eşli sürdürürler. Bunun gibi pek çok mit ve şehir efsanesinin doğrusunun anlatıldığı bir kitap.
Bölüm bölüm kitap özeti:
1.Bölüm - Yılanbalığı
Yılanbalığının nasıl ürediği hakkında birçok teori ortaya atılmıştır. İlk olarak Aristoteles bu hayvanlara ilgi duymuştu. Daha sonra pek çok bilim insanı yılanbalığının gizemli yaşamını çözmeye çalıştı.
İtalyan profesör Carlo Nandini, yılanbalığının karnındaki yağ dokusu sanılan şeyin aslında dişi yılanbalığının yumurtalıkları olduğunu buldu. Testisleri bulma görevi ise Sigmund Freud’a düştü. Freud, dört yüz yılanbalığının iç organlarını inceledi ama testislere rastlamadı. Daha sonra İtalyan biyolog Giovanni Grassi, Sicilya kıyısında cinsel organları şişmiş bir yılanbalığı yakalayarak bu gizemi çözdü.
2. Bölüm - Kunduz
Kunduzların avcılardan kaçarken dişleriyle testislerini kesip avcıların önüne attıkları söylenirdi. Thomas Browne, o dönemde yazılan canavar kitaplarında yayılan bu yanlış inancı eleştirdi. Ona göre kunduz efsanesi, Mısır hiyerogliflerinin yanlış okunmasından doğmuştu.
Kunduzların testisleri gizli yapıda olduğu için, bu inanç daha da güçlenmişti. Aslında kunduzlarda testislere benzeyen kastor keseleri bulunur. Bu keselerde castoreum adı verilen yağlı, kahverengi bir salgı üretilir. Keskin kokulu bu salgının birçok hastalığı iyileştirdiğine inanılırdı. Hatta kastor keselerinden elde edilen salgı, kekten dondurmaya kadar çeşitli tatlılara vanilya aroması katmak için kullanılmıştır.
3. Bölüm - Tembel Hayvan
Adından da anlaşılacağı gibi, insanlar bu