Princeton Mühendislik Anomalileri Araştırma Laboratuvarı’nda (Princeton Engineering Anomalies Resear/PEAR) yapılan bir deneyde, bilim insanları karanlık bir odanın tavanına bir bitki aydınlatma lambası yerleştirdiler. Işık, odanın farklı bölümlerini aydınlatmak için yönünü değiştirebilen rastgele bir sayı üreteci tarafından kontrol ediliyordu. Odanın uzak bir köşesine bir bitki yerleştirildi. Normalde odada bitki yokken, ışığın odanın dört çeyreğine de eşit olarak dağıldığı gözlemlenirken; odaya bitki yerleştirildiğinde ışığın o köşeyi önemli ölçüde daha fazla aydınlattığı görüldü.
Bilinç araştırmaları topluluğunun liderlerinden Adam Michael Curry, bu deneyin sonuçlarını şöyle açıkladı: "Sanki yaşamın kendisi, hatta saksı bitkisi kadar basit bir şeydeki yaşam ya da bilinç bile, fiziksel dünyadaki olasılıkları ihtiyaç duyduğu yönde büyümesi ve evrilmesi yönünde etkiliyor."
Her şey an, an nûr içinde, sonra daimi karanlık... İşte geldi, işte gidiyor... İnsan ömrü, kainatın hayatı nur içinde bir an görünüp sönen hayal... Bir gölge oyunu.
İnsanı ilk defa ilim ağacının yemişini yemeye sevk eden Şeytan değil miydi? O olmasa, insan sadece yiyen içen, iki ayak üstünde dolaşan bir mahluktan ibaret kalırdı.
Hiç yanlış yapmadığını sanarak geride bırakılan doğrular kümbeti bir yaşanmışlık çıkını. Deşse neler çıkacaktı içinden, tıkanmış bir boru gibi... Çünkü doğruları öğretmişlerdi ona ve o, onların doğru dediklerini tek tek kabullenmişti.