Okurken bütün karakterlere biraz acıma duygusuyla bakıyorsunuz. Güzel ama sevmediği bir adamla evlenen kadın, zengin ama çirkin ve özgüvenden yoksun bir adam… İnsan sırf başka bir talibi olmaz diye sevmediği bir adaml evlenebilir mi? Bu evlilik her iki taraf içinde zamanla rayına oturabilir mi?
Eser de sadece evlilik konusu söz konusu değil tabii ki. Laptev’ in babası çok zengin bir tüccar olmasına rağmen çocuklarını döven, karısına eziyet eden ve yanında çalıştırdığı insanlara da hem psikolojik ve fiziksel şiddet gösteren bir adam. Laptev onca zenginliğin içerisinde sevgi kırıntısı görmemiş biri. Kardeşi ise durumu kabullenmiş babasının gölgesinde yaşıyor. Laptev ise bu durumu bir türlü kabullenmiyor. Babasını da iş yerine de mide bulantısı içerisinde anıyor. Çevresindeki insanlardan epey bir farklı düşüncelere sahip. Felsefi sorularla kendi içerisinde çözemediği bir savaş veriyor.
Peki karısı onu en sonunda sevdi mi, alışabildi mi bu adama? Bilinmez. Kitap akıp gidiyor ve siz her sayfayı çevirirken “ şimdi bunların hayatlarında ne olacak?” diye düşünürken bulacaksınız kendinizi.
Ayrıca Yulia’ ın sevmediği bir adamla evlendi diye diğer yaptığı şeylere göz yumamadım. Laptev’ de sanki “ee sevmeden evlendi tabii.” diye düşünerek ses çıkarmaması, görmezden gelmesi canımı sıktı. Evlenmeseydin o zaman kardeşim. 21 yaşında fıstık gibi bir kızmışsın. Sana kısmet mi yok? Babanın yanından kurtulmak için kendini sevmediğin bir adamın yollarına atarak onun acısını daha da derinleştirmenin ne anlamı var? Kısacası akıp giden, okurken sıkmayan bir kitaptı benim için.
Üç YılAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20185,9bin okunma