Zeynep

8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 20:53
Okurken bütün karakterlere biraz acıma duygusuyla bakıyorsunuz. Güzel ama sevmediği bir adamla evlenen kadın, zengin ama çirkin ve özgüvenden yoksun bir adam… İnsan sırf başka bir talibi olmaz diye sevmediği bir adaml evlenebilir mi? Bu evlilik her iki taraf içinde zamanla rayına oturabilir mi? Eser de sadece evlilik konusu söz konusu değil tabii ki. Laptev’ in babası çok zengin bir tüccar olmasına rağmen çocuklarını döven, karısına eziyet eden ve yanında çalıştırdığı insanlara da hem psikolojik ve fiziksel şiddet gösteren bir adam. Laptev onca zenginliğin içerisinde sevgi kırıntısı görmemiş biri. Kardeşi ise durumu kabullenmiş babasının gölgesinde yaşıyor. Laptev ise bu durumu bir türlü kabullenmiyor. Babasını da iş yerine de mide bulantısı içerisinde anıyor. Çevresindeki insanlardan epey bir farklı düşüncelere sahip. Felsefi sorularla kendi içerisinde çözemediği bir savaş veriyor. Peki karısı onu en sonunda sevdi mi, alışabildi mi bu adama? Bilinmez. Kitap akıp gidiyor ve siz her sayfayı çevirirken “ şimdi bunların hayatlarında ne olacak?” diye düşünürken bulacaksınız kendinizi. Ayrıca Yulia’ ın sevmediği bir adamla evlendi diye diğer yaptığı şeylere göz yumamadım. Laptev’ de sanki “ee sevmeden evlendi tabii.” diye düşünerek ses çıkarmaması, görmezden gelmesi canımı sıktı. Evlenmeseydin o zaman kardeşim. 21 yaşında fıstık gibi bir kızmışsın. Sana kısmet mi yok? Babanın yanından kurtulmak için kendini sevmediğin bir adamın yollarına atarak onun acısını daha da derinleştirmenin ne anlamı var? Kısacası akıp giden, okurken sıkmayan bir kitaptı benim için.
Üç YılAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20185,9bin okunma
Reklam
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Güney Korenin çoksatan romanı. Baek Sehee gittiği psikiyatristiyle yaptığı seansları kayda alan sonra bu kayıtları kitaba dönüştüren bir ablamız. İçeriği oldukça yalın, sade ve her kesimin anlayabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Edebi bir dili yok ki zaten yazarın söylediği de okurlarının kendi iç karanlığına dokunmak. Baek Sehee gibi hepimizin kabullenemediği, kabullense bile başedemediği yönlerimiz var. O bu yönlerini büyük bir cesaretle kaleme almış ve yayımlamış. Daha biz kendimize bile itiraf edemezken o tüm dünyaya yayma kararı aldı. Ki onun gibi biri için aşırı zor bir durum olsa gerek. Küçüklükten sevgi görmemiş, ablası ve okuldaki arkadaşları tarafından zorbalanmış biri. Yüzü, kilosu, egzaması vs hep bir dalga konusu olmuş. Çoğumuzun hayatında olan şeyler aslında. Çok uçlarda yaşıyor. Bir ortama girdiğinde bile sürekli insanların kendisini beğenmesini, iltifatlar etmesini bekliyor. Mezun olduğu üniversiteyi bile saklama gereği duyuyor çünkü ya karşındaki daha prestijli bir üniversiteden mezunsa? Kompleksi biri diyebiliriz onun için. Kitapta çok fazla altını çizip not aldığım yerler var. Çünkü onun bazı düşüncelerini kendime çok yakın buldum 'aa ben de böyle düşünüyorum' dedim. Kısacası bir oturuşta okunacak ama içerisinde derin anlamları olan bir kitap. Sizde kaygı, depresyon, kişilik bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklardan muzdaripseniz okumasını tavsiye ederim. Ama unutmayın bu sizin depresyonunuza çare olmaz. Sadece yalnız olmadığınızı görmeniz için ışık tutabilir.
Kişisel Gelişim
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Yarım Bırakmalı mı?
Puan vermedi·%54 (240/443 syf.)·
Hala yarım bırakmakla, bırakmamak arasındayım. şöyle ki: kitabın 120. sayfasındayım şuan. yazar kendini tekrar etmeye başladı gibi hissediyorum. vermek istediği mesaj hep aynı gibi, o yüzden okurken sıkıldım. klasik bir kişisel gelişim kitabı gibi gelmehe başladı. aslında ana fikir şuana kadar şöyle: hayatında yarattığın, yaşadığım her iey senin eserin. o yüzden kimseyi suçlama. hayatında ne yaşıyorsan sen öyle istediğin için oldu. ben bu sonucu çıkardım şu sayfalara kadar. dreamer’ in her sözünden sonra yazarın abartılı cümleler kurması da bana yapmacık gelmeye başladı. (o sözü içimd öyle bir işledi ki…. vs) şu sayfalara kadar çok fazla kelimelerin altını çizdim. neredeyse hiçbir sayfa da boş geçmedim gibi. aslında anlatmak istediği düşünceyi kavradım. tabii ki diğer sayfalarda beni neler bekliyor bilmiyorum ama okunacak o kadar çok kitap varken bir yandan buna devam etmek istemiyorum bir yanda da kitap yarım bırakma gibi bir huyum yok. kararsız kaldım açıkcası.
Kişisel Gelişim
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
10/10
·155 syf.··
2024 8. kitabı
hayatım boyunca bende sıklıkla varoluşsal soruları hep kendime sordum durdum. hayatta daha önce “hayatınızın amacı” adlı başka bir kitapta okumuştum. “ ben neden geldim bu hayata? beni mutlu eden ne var? ne yaparsam mutlu olurum?” gibi hep derin düşüncelere daldım. kitabın başında da yazara diyorlar zaten kitabınızın çok satanlarda ne düşünüyorsunuz diye. yazarda gerçekten çok etkileyici bir şey söylüyor:” Yüz binlerce insan, adı hayatta anlam bulma arayışına ilişkin bir şeyler vadeden bir kitabı alıyorsa, bu sorunu saç diplerine kadar hissediyor demektir.” artık şu gerçeği anladım ki ben bu hayata sadece deneyimlemeye geldim. ne mesleğim ne evliliğim ne ailem beni var edemez. ve benim bu hayattaki amacım zamanla değişebilir. insanın sadece tek bir amacı yoktur. kimisi için sağlıkla nefes alabilmekken kimisi için kariyerinde zirve yapmaktır. Viktor E. Frankl’ ye hayran kalmamak elde değil. Onca acı, ıstırap ve gözyaşına rağmen, toplama kampı gibi bir yerde dimdik durabilmek acı çekerken, hiç kolay değil. çoğu insan da olmuyor zaten. muhtemelen bende de olmazdı, ben de öyle diranetli duramazdım. hem kendisine hayran oldum, hem de kitabına. bize anlattığı olaylar da çok etkiledi beni. oradaki insanları çöldeki bir çiçeğe benzettim. ya ortama ayak uydurarak hayatta kalmaya çalışacak; ya da bırakacak kendini öylece solup gidecek. gerçekten her ıstıraptan bir ders çıkarabilir miyiz? beyhan budak’ ın bu konu hakkındaki youtube videosunu da izlemenizi tavsiye ederim. “insan en fazla ne kadar acıya katlanabilir?”
Kişisel Gelişim
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. İlk uğradığım hayal kırıklığı ise cümlelerdeki bütünlüğün olmayışı. Evet bu kitabı Osho yazmadı. Osho’ nun konuşma yaptığı yerlerden elde edilen verilerle oluşturuldu bu kitap. Yine de çevirisi gerçekten kötüydü bana göre. Bazı cümleler birbirinden çok kopuktu. O bütünlüğü aradım ama maalesef. Diğer hayal kırıklığı ise hiç beklediğim gibi değildi. Yani buradan anlaşılıyor ki Osho abimizle düşüncelerim - en azından bu kitabı için- uyuşmuyor. Bazı söylediği, akıl verdiği konular güzelde olsa okuduğum kısma kadar tavsiye etmeyeceğim yerleri vardı. Tabii ki hepimizin düşünceleri ayrı olabilir. Kitap soru cevap şeklinde ilerliyor. Ben böyle ilerlediğini de kitabı alınca öğrendim. Kitabın arka kapağını ilk okuduğum da bir çocuk yetiştirmek için biz yetişkinlere güzel bir yol haritası olacağını düşünmüştüm ama cık. 120. sayfalarında yarım bıraktım. Daha fazla zaman kaybetmek istemediğim açıkcası. Normalde bırakma gibi bir huyum yok ama çapraz okuma yaptığım için diğer kitaba önem vermek zaman kazanmak açısından daha iyidir!
Kişisel Gelişim
ÇocukOsho · Ganj Yayınları · 2015518 okunma
Reklam