Altını çizmek istediğim bir şey daha var: Kitap okuyarak kelime haznemizi geliştirebiliriz. Özellikle gençler için bu, önemli bir avantajdır. Kelime dağarcığı zengin birey iletişimde güçlüdür ve iletişimde güçlü kişi hayatta daha etkilidir.
Yol göstermemi isteyen psikoloji öğrencilerine iki şey söylüyorum: İngilizceyi iyi öğrenin, böylelikle o dilde çıkan çalışmaları takip edebilecek hale gelirsiniz. İki: Kendi kültürümüz başta olmak üzere her kültür grubundan en azından beş, yapabilirseniz on en temel klasiği okuyun.
Dolayısıyla anlatılan şey insana dair olduğu için biz onu okuduğumuzda, aslında kendi hayatımızda belki asla tecrübe edemeyeceğimiz ama sırf insan olduğumuz için bir o kadar da tecrübe etme ihtimalimiz olan bir meseleyi görme, anlama ve özümseme imkanına sahip oluruz. Yani bir hayat tecrübesini, insana dair bakış açısını görür; insanı daha iyi tanırız. En çok da aslında kendimizi tanırız. "İnsan neden okur?" sorusunun bendeki yanıtı bu. İnsan kendini tanımak için okur. Bunu da ancak olgunluğa erişmiş bir insan idrak edebilir.
Tabii okuduğum her kitap bir diğerine benzemiyor, ayrıca hepsi de yepyeni şeylerden bahsetmiyor. Aynı konuları farklı bakış açılarıyla ele alan kitaplar okuyorum, bu beni zenginleştiriyor.
Hikaye dinlemeyi ve anlatmayı severiz; hikaye edilmiş bir bilgiyi daha iyi öğreniriz, beynimiz zaten bir şey öğreniyorsa dediğim gibi onu öyküleştirerek öğrenir. Aslında özünden koparılmamış insanların içten gelen doğal bir ihtiyacıdır okumak.