Siyaset dünyasında, uğruna savaştığınız dava düşmanın davasından daha haklı görünmelidir. Burayı, üzerinde mücadele edilen bir ahlak alanı olarak düşünün; düşmanınızın amaçlarını sorgulayıp onların kötü görünmesini sağlayarak hem destek temellerini hem de manevra alanlarını daraltmış olursunuz.
Halkın gözündeki imgelerinin 'yumuşak karnına' nişan alın ve ikiyüzlülüklerini ortaya serin. Davanızın haklılığının kendiliğinden anlaşılacağını asla varsaymayın; onu duyurun ve reklamını yapın. Zeki bir düşman size ahlaki bir saldırıda bulunursa, sızlanmak ya da öfkelenmek yerine ateşe ateşle karşılık verin. Eğer mümkünse kendinizi haksızlığa uğramış bir mağdur, bir kurban veya bir şehit konumuna sokun. Ahlaki bir silah olarak suçluluk duygusu yaratmayı öğrenin.
Sıradışı bir şey yaratmaya çabalarken önemli olanın imge ya da manevra değil, zihinsel süreç olduğunu asla unutmayın. Gerçekten şok eden, akıllarda uzun süre kalanlar ise sıradan nesnelerin hamurundan ortaya çıkarak beklenmedik bir nitelik kazananlar ve bizleri çevremizi saran gerçeklerin doğasını sorgulamaya yönlendirenlerdir. Sanatta alışılmamış olanlar yalnızca stratejik olabilir.
ZİHNİMİZ NASIL İŞLER? "MÜKEMMEL OLMAYA ÇALIŞMA, OLABİLECEĞİNİN EN İYİSİ OLMAYA ÇALIŞ!"
Hata yapmaktan çekinme. Yanlış cümleler kur, alakasız şeyleri araya sok, korkma! Çalışman bir taslak halindeyken, hatta bittiği zaman bile senin elinden mükemmel olarak çıkmak zorunda değil. Bunu anlamak çok ama çok rahatlatıcıymış.
Çocuklarının sağlıklı bir evliliği olmasını isteyen anne babaların kendilerinin sağlıklı bir karı-koca ilişkisi kurmayı becermesi, örnek olması gerekir.
Evliliğinizde insan insana konuşmayı önemseyin. Çünkü kadın-erkek ilişkisi uzun sürmeyecek. Esas olan sizin can cana duruşunuz olacak. Bir "insan"la evlendiğinizin farkında olmak ve insan insana konuşmayı başarmak evliliğin temelidir. Bir evlilikte salt kadın-erkek ilişkisi baskınsa evliliğinizi siz değil, sosyal kurallar ve beklentiler yönetir.