Her zaman şunun bilincinde olmak gerekir: Ergenlerin, gençlerin o belirsizlik içerisinde sürüklenirken dinlenilmeye, sorular sormaya ihtiyacı vardır ve böylece içlerindeki rehberi keşfedip rahatlarlar. Burada emekli öğretmenlere, öğretim üyelerine, amcalara, halatlara, teyzelere iş düşüyor; mentorluk bir toplumun geleceği için önemlidir.
Bu dönemde gençlerin akranları da önemli tanıklar hâline gelmeye başlar. Çocuk yaşta bu pek önemli değildir ama şimdi gözlerini süzerek bakan bir kız/erkek arkadaşın varlığı önem kazanır, öne geçer. Yani "akran ekibinin parçası olma" ihtiyacı vardır ergenlikte. Bu dönemde akranlar çocukluktaki arkadaşlıklardan daha önemli olmaya başlar ve bu, karakter oluşumunda oldukça önemlidir. Örnek vermek gerekirse, çocuk sigara içmiyor ama akranları içiyorsa muhtemelen o da deneyecektir. Diğerleri rahatlıkla küfrediyor ama o etmiyorsa, onun da küfretmeye başlaması olasıdır. Ancak aile, çocuğunun iç tanığını iyi geliştirip oturtmuşsa, akran tanıklığı derinlerde kök salamaz.
Acemi yönetici emirleri ve konuşmasıyla, olgun yönetici tavrı ve dinlemesiyle şirketi yönetir. Olgun ebeveyn ise aileyi tavrı ve değer verdiğini gösteren candan dinlemesiyle yönetir.
Artmalı. Önerim, mümkünse her yemekten sonra en azından on beş yirmi dakika ailenin yemek masasında sohbet etmesidir; çünkü en verimli sohbet ortamı o zaman oluşur. Ancak bu sohbette bazı şeylerin "olmamasına" dikkat etmeli. Evvela yargılama olmayacak. Anlatılan bir şeye "iyi", "kötü", "saçma" denmeyecek. Tekrar altını çiziyorum; bu güven meselesi oldukça önemli... İnanın, bundan en çok anne baba istifade eder. En iyi eğitimi yine onlar elde eder. Lütfen kendilerine de güvensinler. Çocuklarının onlara itiraz etmesine, "Sen beni anlamadın," ya da "Bir daha anlat bakalım," demesine razı olsunlar.