Gerçekten de, eski deneyimler üzerinde derinleşen incelemeler, ülkelerin "zafer" hedefiyle savaşı sürdürmek yerine, mücadelenin durgun bir anından yararlanıp anlaşma yoluna gitselerdi amaçlarına daha kolay ulaşmış olacaklarını gösteriyor. Tarih ayrıca çoğu olayda savaşan ülkelerin devlet adamlarının barış "dokunaçlarında" psikoloji unsurlarını daha iyi anlamış olsalardı, daha yararlı barışlar yapacaklarını da göstermiştir. Duruşları genelinde her iki tarafın boyun eğer gibi görünmekten çekindiği tipik aile içi münakaşalara benzer olmuştu; sonuçta içlerinden biri barışmaya yakın durduğu zaman bunu çok soğuk bir dille anlatır ve bu arada karşı taraf yanıt vermeyi ağırdan alır. Bunun nedeni biraz kibir ya da inatçılıktan kaynaklanır, ama biraz da böyle bir yaklaşımı, sağduyunun geri dönüşü yerine zayıflama belirtisi olarak almaktan kaynaklamr. Böylece en önemli dakika geçer ve çekişme her iki tarafa zarar vererek devanı eder. Her iki taraf da aym çatmm alımda yaşamayı sürdürmek zorunda olduğundan devam etmek çok ender yarar sağlar. Bu ilke aile içi çekişmelerden çok modem savaşlara da uygulanabilir, çünkü ülkelerin sanayileşmesi servetlerini birbirinden ayrılmaz duruma getirmiştir.
STRATEGY, B. H. LIDDELL HART, 1954