Aydin Aliev

Sözcüklere ve cümlelere takılıp kalarak anlayışa ulaşacağını varsayanlar daha da aptaldır. Bu iş bir sopayla aya uzanmaya ya da ayağınız kaşınınca ayakkabının üzerinden kaşımaya benzer. Gerçekle hiçbir bağlantısı yoktur. ZEN USTASI MUMON, 1183-1260
1000k
Reklam
Gündelik yaşamın savaşlarında fikirlerinizi insanlara aktarmak, onların davranışlarını değiştirmek çok önemlidir. İletişim bir cins savaştır. Buradaki düşmanlarınız savunma durumundadır; var olan önyargıları ve inançlarıyla baş başa kalmak isterler. Savunmalarına ne kadar sızarsanız, zihinsel alanlarını ne kadar doldurursanız o kadar iyi iletişim kuruyorsunuz demektir. Çoğu insan sözcükleri, yakarışları, dikkat çekme çağrılarını ortaçağ savaşlarında düşmanın başına indirilen savaş baltaları ve sopaları gibi kullanır.
1000k
Dolaylı ve alışılmamış yollarla savaşmasını, insanların savunmalarını indirmeleri için kandırmasını, duygularına vurmasını, deneyimlerini değiştirmelerini sağlamasını, imgeler, güçlü simgeler ve içsel duyusal ipuçlarıyla gözlerini kamaştırmasını öğrenmeniz gerekir. Daha kırılgan ve akıcı oldukları çocukluk dönemine onları geri döndürmek, aktardığınız fikirlerin savunma hatlarının ardına sızmasını sağlar. Alışılmış biçimde savaşmadığınız için, olağanüstü bir güce sahip olursunuz.
1000k
Hitchcock'un keşfettiği gibi insanlara ders vermek, davranışlarını ciddi biçimde değiştirmek için deneyimlerini değiştirmeniz, duygularını hedef almanız, zihinlerine unutulmaz imgeler yerleştirmeniz, onları sarsmanız gerekir. Çok iyi bir hatip olmadığınız sürece bunu konuşarak yapmanız zordur. Bizimle konuşan, herhangi bir konuda ikna etmeye çabalayan insanların sayısı çok fazladır. Sözcükler bu gürültünün bir parçası hâline gelir ve biz ya onları duymayız veya daha fazla direniriz.
1000k
Hitchcock'un film setlerinde yapımcılar, sahneyi düzenlerken aktörleri değil, kameranın yerini değiştirmesini şaşkınlıkla izlemişlerdi. Hiçbir anlamı yok gibiydi; sanki film çekmenin teknik yönünü diyaloglardan ve insanların varlığından daha fazla seviyordu. Editörler de onun seslere, renklere, karenin içinde aktörlerin kafalarının boyutlarına, insanların hareket hızına olan takıntısını çözememişlerdi; bitmek bilmeyen görsel ayrıntıları öykünün kendisinden daha fazla yeğler gibiydi. Ama film çekimi bitince, yönteminin garip yönleri birdenbire anlam kazanıyordu. İzleyiciler Hitchcock'un filmlerine, diğer yönetmenlerin filmlerine oranla daha derin tepki veriyorlardı. İmgeler, hız, kamera hareketleri izleyicileri alıp götürüyor, adeta benliklerine giriyordu. Bir Hitchcock filmi yalnızca seyredilmiyor, deneyimi yaşanıyor ve izleyenlerin aklında uzun süre kalıyordu.
1000k
Reklam