Hitchcock'un film setlerinde yapımcılar, sahneyi düzenlerken aktörleri değil, kameranın yerini değiştirmesini şaşkınlıkla izlemişlerdi. Hiçbir anlamı yok gibiydi; sanki film çekmenin teknik yönünü diyaloglardan ve insanların varlığından daha fazla seviyordu. Editörler de onun seslere, renklere, karenin içinde aktörlerin kafalarının boyutlarına, insanların hareket hızına olan takıntısını çözememişlerdi; bitmek bilmeyen görsel ayrıntıları öykünün kendisinden daha fazla yeğler gibiydi. Ama film çekimi bitince, yönteminin garip yönleri birdenbire anlam kazanıyordu. İzleyiciler Hitchcock'un filmlerine, diğer yönetmenlerin filmlerine oranla daha derin tepki veriyorlardı. İmgeler, hız, kamera hareketleri izleyicileri alıp götürüyor, adeta benliklerine giriyordu. Bir Hitchcock filmi yalnızca seyredilmiyor, deneyimi yaşanıyor ve izleyenlerin aklında uzun süre kalıyordu.