Aydin

Aydin
@aydinarryuts
 "her insan ölecek yaşta… Geç kalmayasın"
Stuttgart
17 Mart
7 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
“dalın dudağı diye öptüğüm gül yaralamış ağzımı - geçer, muhabbet yarasıdır –“ nihat behram / cenk çeşitlemesi
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Seçim..
Muhalefet, alternatif politikalar üretmek, değer ve ilkeler üzerinden siyaset yapmak, bir gelecek vizyonu sunmak yerine 20 yıldır ANTİ-TAYYİP politikası izledi. Salt Tayyip nefretiyle siyaset yaptı. Tayyip Erdoğan, 20 yıldır, muhalefetin sadece nefret ikonu oldu..Ama muhalefetin bu nefreti, Akp'li seçmenlerde Tayyip Erdoğan'a platonik ve tasavvufi aşk yarattı. Böylece, muhalefet, ''nefret-aşk'' karşıtlığı üzerinden Tayyip Erdoğan'ı bütün zamanların ikonik popüler adamı yaptı.... Akp'li seçmenlerde sadakat, tutkunluk, lider kültü, aşırı sempati, duygusallık gibi bağımlılık ilişkileri yarattı. Tayyip Erdoğan da, muhalefetin nefret siyasetiyle kendi yandaş kitlesini konsolide etti. Muhalefet vurdukça Tayyip Erdoğan Akp seçmeninin gözünde daha da büyüdüi. Bu da muhalefetin 20 yıldır süren ANTİ-TAYYİP odaklı propagandasının iflas ettiğini gösterdi. Mitolojide Kral Midas, dokunduğu her şeyi altına çeviriyordu. Tayyip Erdoğan da kime dokunduysa, hangi siyaset ve magazin ünlüsüne laf ettiyse onlar, muhalefetin ikonu oldu. Tıpkı her gördüğü taşa kayaya sarılan bir yosun yalnızlığı ve çaresizliğiyle.. Kılıçdaroğlu, halkın genel ve ortalama profiliyle örtüşen bir liderlik karizmasına sahip değildi. Yani Tayyip Erdoğan gibi dindar, yedi düvele meydan okuyan, dik duran kabadayı bir lider imajı yoktu. Herkesi kucaklama siyaseti de hiç de inandırıcı değildi. Bu imaj da son derece yapay ve iğreti durmaktaydı... Siyasal reklam bakımından da birbiriyle son derece uyumsuz ve tutarsız imaj öğeleriyle ucube bir Kılıçdaroğlu tiplemesi yaratıldı. Hayatının kara kışına girmiş, yaşı gereği hiç bir gelecek vaad etmeyen 75'lik bir dedeye ''baharlar gelecek'' ve ''her şey güzel olacak'' dedirten başarısız bir reklamcılığın da kurbanı oldu. Dede Kılıçdaroğlu'nu pozitiflik adına, uçuk kaçık
Siyaset & Politika
Neden herkes çocukluğunu özler? Çok iyi bir çocukluk yaşadığı için mi? Elbette hayır. Aslında herkes çocukluğunu değil, masumiyetini özler. Çünkü çocuk aklıyla her şey güzel, iyi ve harika... Kötülükler, henüz bilince çıkarılmamış. Salt saflık ve masumiyet var. Hiç bir kötülük ve kötü insan algısı yok. Çocuklar, küçük, şirin, sevimli yavrulardır. . Onları nerde görsek, hemen başlarını okşar, yüzlerine gülümsemelerimizi düşürürüz. Aslında onlarda kendi çocukluğumuzun masumiyetini severiz. O anlarda içimize yayılan insansı sıcaklık biraz da bu yüzden olsa gerek. Arzuladığımız bir çok şeye sahip olabiliriz. Kaybettiğimiz bir çok şeyi geri kazanabiliriz. Ama masumiyet denen o zırh eğer yara almışsa, onu onarmak artık olanaksızdır. O çocuk masumiyetimizi bir daha asla kazanamayız. Belki de çocuklarda biz o hiç geri gelmeyecek masumiyetimizi seviyoruz. Oysa yetişkin bir büyük ya da yaşlı biriysek, ''çocukluk'', artık bizi duymayan, çok uzaklarda kalmış biri gibidir. Ya da siyah beyaz nostaljik bir Yeşilçam filmi.. Bu nedenle artık bir daha gelmeyecek bir dostu; yitik bir ülkeyi, dağılmış bir imparatorluğu özler gibi özleriz masumiyetimizi... Ama yine o masumiyetten korkarız, çocuk olmayı bile tek bir koşulla, bugünkü aklımızla isteriz.
İnsan ve Duygular
"Nasıl ki, fareler, tuzağa konulan bedava peynirle av oluyorlarsa, dolandırılanlar da aynı mekanizma ile av olurlar. Onlar, kısa yoldan zengin olmak, birden köşeyi dönmek isteyen uyanık, açık göz tiplerdir. Dolandırıcılar, o insanlardaki aç gözlülüklerin onları nasıl körleştirdiğini iyi bilirler. Çünkü onları sevdikleri yemlerle avlarlar. O yem de, emeksiz, risksiz, maliyetsiz, birden köşeyi dönmektir. Dolandırıcıyı, hırsızdan ayıran olgu, dolandırıcının, mağdurun gerçek ya da sanal algı alanında olması, en azından mağdurla ilişki ve iletişimde olmasıdır. Mağdurun güvenini kazanmasıdır. Hırsız ise algı alanı dışında, hiç bilinmeyen birisidir. Çalma eylemini büyük bir gizlilik içinde yürütür. Dolandırıcıların hedefinde olanlar, yaş küçüklüğü, yaşlılık, akıl hastalığı, sarhoşluk gibi nedenlerle algı zayıflığı olan insanlardır. Çünkü bu kategorideki insanlar, kendilerine yöneltilen eylemin anlam ve sonuçlarını kavramakta güçlük çekerler. Bu nedenle normal insanlara göre daha kolay aldatılırlar. Her mağdur, farkına varır varmaz, hemen dolandırıcının elinden kurtulmak ister. Mağdur, imdat çağrısı yaparken bile yine başka bir dolandırıcının tuzağına düşebilir. Kurtulayım derken yine batağa saplanır. Çünkü canı çok yanmıştır. Öyle ya, mal, canın yongasıdır. Yine kısa ve kestirme yoldan can havliyle batık olmaktan kurtulmak istediği için mağdur yine aldanır, yine tuzağa düşer. Politik dolandırıcılık da bundan farksızdır. Aynı psikolojik mekanizmalarla işler. Aradaki fark, adi dolandırıcılıkla nitelikli dolandırıcılık arasındaki farktır. Adi dolandırıcının av hedefi, tekil bireylerdir. Politik dolandırıcının av hedefi de seçmen kitlesidir."
Devlet-Toplum
"Farklı düşünceler üstüne düşünüp tartışmıyoruz sadece onlardan nefret ederek rahatlıyoruz "
İnsan ve Toplum