Aydın Kuloğlu

Aydın Kuloğlu
@aydinkuloglu
O öyle olduğu için, bu da böyle oluyor.
Sabitlenmiş gönderi
Kusur, benim imzamdır. Bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak ve olmalı.
İnsan Ne Zaman Değerini Kaybeder?
Puan vermedi·80 syf.··
2018 3. kitabı
Roman, bir sabah uyandığında kendisini dev bir böceğe dönüşmüş halde bulan Gregor Samsa'nın yaşadıklarını konu alır. Kafka, bu sıra dışı olay üzerinden bireyin toplumla, ailesiyle ve kendisiyle olan ilişkisini sorgular. Eserin temel teması yabancılaşmadır. Gregor, ailesinin geçimini sağlayan çalışkan bir gençtir. Ancak böceğe dönüştükten sonra çalışamaz hale gelir ve ailesi tarafından giderek dışlanır. Daha önce onun emeğine ihtiyaç duyan ailesi, zamanla Gregor'u bir yük olarak görmeye başlar. Bu durum, insanların çoğu zaman yalnızca fayda sağladıkları sürece değer gördüklerini gösterir. Roman aynı zamanda yalnızlık ve kimlik kaybı üzerine de güçlü bir eleştiridir. Gregor dönüşümden önce de sevmediği bir işte çalışan, kendi hayatını yaşayamayan bir insandır. Böceğe dönüşmesi, aslında uzun zamandır yaşadığı içsel yalnızlığın ve toplumdan kopukluğunun sembolik bir yansımasıdır. Kafka'nın sade ve gerçekçi anlatımı, fantastik bir olayı bile sıradanmış gibi göstermeyi başarır. Romanın sonunda Gregor'un ölümüyle ailesinin hayatına devam etmesi, bireyin toplum içindeki değerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyar. Dönüşüm, yalnızca bir insanın böceğe dönüşmesini anlatan bir hikaye değil; modern insanın yalnızlığını, yabancılaşmasını ve toplum içindeki yerini sorgulayan derin bir varoluş romanıdır.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,3bin okunma
Münacaat
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan artık bu yaşa erdirdin beni,anladım gençken almadın canımı, bilmedim demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış insanın insana raptolduğu cevher.
Münacaat
onunla ben hep sevişecek gibi baktık birbirimize. bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık. oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık gönendi dünya bundan istifade dünya bayındırladı: Bir yakış, bir yanış tasarımı beride öte yakada bir benî adem her gün küsülü kaldık.
Münacaat
Hata yapmak fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.