"Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap." (Kasas Suresi, 77. Ayet)
Seccadenin Altındaki Sır: Kadim Şehrin Gizli Yarası Bugün dünyanın bir ucunda yaşanan zulmü, haksızlığı ve hiçbir günahı olmayan masumların çaresizliğini izlerken içim paramparça oldu. İnsanlığın vicdanını yaralayan o sahneler karşısında gözümden bir damla yaş süzülürken, birden kulaklarımda rahmetli dedemin o derin, insanı uzun uzun düşüncelere salan eski bir kıssası yankılandı. Sanki dedem çıkıp geldi de, "Bak evlat, dünyadaki bu sinsi oyunların, bu bitmek bilmeyen kinin kökleri nerede saklı, dinle..." dedi bana. Dedem anlatırdı... Çok eski zamanlarda, Doğu’nun kalbinde, kubbeleri göğe yükselen, sokakları ilim ve irfan kokan o kadim ve ulu şehirlerin birinde geçer ucu bugüne dokunan bu hikaye. Bilirsiniz, o devirlerde o topraklarda muazzam bir adalet ve hoşgörü anlayışı hüküm sürerdi. Savaş meydanlarında esir düşen, saraylara veya konaklara hizmetçi olarak getirilen yabancılar bile eğer ellerinden bir zanaat geliyor, yüreklerinde bir ilim ışığı taşıyorlarsa asla hor görülmezlerdi. Onları köle diye bir kenara atmaz, eğitir, liyakatine değer verir ve devletin en üst kademelerine, şifahanelerin başhekimliklerine, sarayın vezirliklerine kadar yükseltirlerdi. Hizmetçisine, kapısındaki esirine bile insan gibi değer veren, adaleti her şeyin üstünde tutan bir medeniyetin devirleriydi. İşte o dönemlerde, bu ulu şehrin mahallelerinde kendi hallerinde yaşayan, ticaretle uğraşan azınlık bir yabancı topluluk da vardı. İnançları ve canları güvence altındaydı ama ne kadar hoşgörü olsa da insanoğlunun çiğ süt emmiş tabiatında bazen fitne durmazdı. Günlerden bir gün, sokakta oynayan çocukların arasında sıradan bir kavga çıktı. Mahallenin yerli çocuklarından biri, anlık bir öfkeyle o yabancı topluluğa mensup bir çocuğu hırpaladı, ona âdeta eziyet eder gibi vurdu. Çocuk canı yana
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
الله اكبر İbn Mesud r.a şöyle dedi "Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Kitabı'ndan hiçbir sûre yoktur ki nerede indirildiğini bilmeyeyim. Hiçbir âyet de yoktur ki kimin hakkında nazil olduğunu bilmeyeyim. Eğer Allah'ın Kitabı'nı benden daha iyi bilen ve kendisine ulaşabileceğim bir kimse olduğunu bilsem, mutlaka ona giderdim."
Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi bile bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. Ankara 10.06.26 bu ayet üzerine düşündüm lakin henüz taşınmadım. gaybın sahibi elbet yolumuzu çizmiştir. bize bir gayret gerekli, her şeyden önce de iman. dilerim ki dünya hayatına aldananlardan olmazsın sana memnuniyet yolları yaraşır. bilmez misiniz? akıl etmez misiniz? iman edenler elbette imtihanlardan geçecektir ve elbette hamdolsun imtihanımıza. dünya nimeti uğruna ne aklını kaybedenlerden ne de ezilenlerden olmayacağız. Allah şımaranları sevmez. bilmez misin? ne elimizden gidene ne de başımıza gelene… onun ilmi sonsuzdur. nefesimiz olduğu müddet rabb için görünür olacak onun adını duyuracak, iyi yerlere geleceğiz. müminin yaşamı romantiklerin eline geçmeden bize haklı bir mücadele ve dört bir yandan zafer gerek. Allah bize güç versin kudret versin ilim versin. sonra da onun yolunda canımızı kurban eylesin.
Bakın Tâhâ süresi 46. ayet ne diyor: "Korkmayın, bilin ki ben sizinle beraberim; İşitirim, görürüm.."
Allah’a dayanmanın izahı
Allah size yardım ederse, hiç kimse sizinle baş edemez; ama ya O sizi terk ederse, kim size yardım edebilir? O halde müminler Allah'a güvensinler! Al-i İmran suresi 160. ayet