Asıl Zikir
Zikirde asıl matlûb, kalbin zikredilenden haberdar olmasıdır. Zikir, ağızdan kalbe inmeyen lâfızların tekrarından ibaret değildir. Bu sebeple zikir esnasında bütün dikkati zikredilene teksîf etmeye çalışmak gerekir. Zira âyet-i kerîmede buyrulur: "Rabbinin ismini zikret ve (mâsivâdan kesilerek) bütün varlığınla O'na yönel." (el-Müzzemmil, 8)
Sayfa 270 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Tasavvuf
Hazret-i Ali Efendimiz (Radıyallahu anh ve kerremallahu vecheh)... Hazret-i Ali Efendimiz'e biz "Radıyallahu anh" diyoruz. Çünkü: رضی الله عنهم ورضوا عنه ( المائدة : ۱۱۹) (Radıyallahu anhüm ve radû anh) diye ayet-i kerimede Allah'ın onlardan Sahabe-i Kiram'dan- razı olduğu işaret edilmiş. Ayrıca "Kerremallahu veche" diyoruz. Çünkü, Allah-u Teâlâ Hazretleri ona büluğa ermeden İslâm'ı nasib ettiğinden, onun yüzü tertemiz kaldı; hiç küfre yönelmedi. (...) Böylece yüzü pırıl pırıl, tertemiz kaldı. Yüzünde hiç bir mahcûbiyet durumu olmadı. Allah onun yüzünü ak etti. Onun için "Kerremallahu vecheh: Allah onun yüzünü asilleştirdi" diyoruz.
Sayfa 68 - Seha Neşriyat İstanbul-1995·Kitabı okuyor
Reklam
"Necip Fazıl'a katılmadığım bir düşüncesi!"
"Bir masumu haksız yere suçlamaktansa, on suçluyu cezasız bırakmayı tercih eden sözde medenî hukuk ölçüsüne karşılık, bütün milleti ölüme sürükleyici tehlike ânında gerekirse 1 suçlu yanında 10 masuma kıyacak kadar sert kanun..." Bu çelişkili veya sert durum, İslam hukukunda (Fıkıh) çok net ve üzerinde ittifak edilmiş kurallarla cevaplanmıştır. ​Doğrudan söylemek gerekirse: Metinde savunulan "1 suçlu için 10 masumun feda edilmesi" anlayışı İslam hukuk felsefesine (makâsidü'ş-şerîa) kesinlikle uygun değildir. İslam dini, olağanüstü durumlarda veya devletin bekası gerekçesiyle bile olsa masum insanların kasten feda edilmesini kabul etmez. ​İslam hukukunun bu konudaki temel yaklaşımlarını şu başlıklarla özetleyebiliriz: ​1. Masumiyet Karinesi ve "Şüphe" İlkesi ​Metnin ilk kısmında "sözde medenî hukuk ölçüsü" diye küçümsenen kural, aslında İslam hukukunun en temel sütunlarından biridir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bu konuda çok net bir hadisi vardır: ​"Ceza vermektense affetmekte (hata etmek), hata ile ceza vermekten daha hayırlıdır. Şüphelerle cezaları düşürün." (Tirmizî, Hudûd, 2) ​İslam hukukçuları bu hadisten yola çıkarak "Beraat-i zimmet asıldır" (Aksi ispatlanana kadar herkes masumdur) ilkesini geliştirmişlerdir. Yani İslam, 10 suçlunun cezasız kalmasını, 1 masumun haksız yere cezalandırılmasına her zaman tercih eder. ​2. Suçun Şahsiliği İlkesi ​Metindeki "1 suçlu yanında 10 masuma kıymak" ifadesi, İslam'ın en katı olduğu "Suçun Şahsiliği" ilkesini tamamen çiğner. Kur'an-ı Kerim'de defalarca şu ayet tekrarlanır: ​"Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez." (En'âm Suresi, 164. Ayet) ​Bir toplumda suçlular, isyancılar veya hainler olsa bile, onlarla akraba, komşu veya aynı toplumda yaşıyor diye suçsuz insanların canına kıyılamaz. Bir kişinin suçu yüzünden
Gam ve keder ve şekva ile değil, ferah ve sabır ve şükür ile karşılamak lâzımdır. Ayet-ül Kübra - 5
Din
Yûsuf Hemedânî [1049 - 1140]
... Kabir ziyaretine çok gider, kabir ehline selâm verir, âyet ve hadislerde nakledilen duâlardan okurdu. Bilhassa Kusem bin Abbas -rahmetullahi aleyh-'nın kabrini çokça ziyaret ederdi. Ölümü, kıyameti, can vermeyi, kabir sualini, tekrar dirilmeyi, amel defterini okumayı, mîzânı ve sırâtı çok hatırlar ve ağlardı. Sû-i hâtimeden korkardı. Her an ölüme hazırlıklı olmaya çalışır; dâimâ esas hayatın âhiret hayatı olduğunun şuur ve idrāki içinde yaşardı.
Sayfa 258 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Tasavvuf
Yunus Suresi 12.Ayetin Tasavvufî İşaretleri
İlâhî kaderin tecellileri altında sakin durmak (isyan ve feryat etmemek), tek ve kahhâr olan Allah'ın hükmüne teslim olmak güzel edeptendir. Asıl iş, talep edilen şeyin verilmesi değil, kulun güzel edebe sahip olmasıdır. Güzel edep, Allah'tan gelen hükmü güzel anlamaktır. Allah senin göğsünü dua için açınca, dua et, duada sesini yükseltme. Şüphesiz kendisine dua ettiğin yüce zat, çok yakındır, senden habersiz değildir. O halde uyarık ol! O senden uzak değildir ki O'na seslenesin. Yüce Rabb'ine dua ettiğinde, istediğin şeyi verirse O'na şükret; eğer isteğini ertelerse sabret. Allah, duaya icabeti, senin isteğin şekilde değil, kendi isteği şekilde, senin istediğin vakitte değil, kendi istediği vakitte garanti etti. En doğrusunu Allah Teâlâ bilir.
Reklam
Reklam