Kitap, iki bölümden oluşuyor ilk bölümde Ömer Lütfi Mete ile yapılan röportaj var. İkinci bölüm de ise Mahir Kaynak ile yapılmış bir röportajı içeriyor. İkisinin de hemfikir olduğu yerlerde var, bazı konular üzerinde ayrılığa düştükleri yerlerde mevcut. (Ki, benim de onlarla ayrılığa düştüğüm bazı konular vardı.)
Soru ve cevaplarla ilerleyen bu kitap, çok bilgi barındırmakla beraber "Derin Devletin" tanımlanamayan bir yönünün olduğunu bizlere aktarıyor. Derin Devletin bazen derin çeteye dönüşebiliceğini, bazen mafyayla iş birliği halinde olduğunu, uyuşturucu baronlarına engel olamadıklarını anlatıyor. Bunun yanı sıra Pkk ve Öcalan hakkında detaylıca bilgi veriyor. Dış güçlerin gizli teşkilatlarına değiniyor. Çözülemeyen cinayetler, girişimde bulunulan suikastler, darbeler, ekonomik krizler, 11 eylül, susurluk kazası gibi birçok konuya da değiniliyor. Açıkçası ufkumun açıldığı bir eser oldu, geç okuduğum için de afallamadım değil.
Tavsiye edilir.
Bu kitap bize genel olarak ; Darbelerin ve savaşların anahtar kelimeleri: Özgürlük ve Demokrasi ! Bu kelimeler ile halkları kandırıp, hedefte olan ülkeleri bombardıman ediyorlar, işgal altına alıyorlar.
Banu Avar, 2011'in ilk yarısında BOP çerçevesinde kan gölüne çevrilen ve sırada bekleyen ülkelerde gerçekleştirilen demokrasi hareketlerini gözler önüne sermiş. Yumşak Güç diye tanınan halk hareketinin gerçekte turuncu darbelerin başı olduğunu, ılımlı islam ile haçlıların dinler arası diyaloğunu, tek dünya devletini hedefleyen küresel çetenin medyayı nasıl kullandığını vs konu edinmektedir. Yanınıza not defteri ve kalem almayı unutmayın, zira çok şey yazacaksınız. Kitabı kesinlikle herkes okusun, okutsun.