Daha öncede belirttiğimiz gibi evrim efsanesi türedi bir zihniyetin ürünüdür. Batı'nın artık bir yukarıdan (Müteal'den) kaynaklanmayı değil de aşağıdan kaynaklanmayı; ilk başların asaletin; değil de uygarlığın barbarlıktan doğduğunu dinin (daha önceki) boş inancın yerini aldığını, insanın hayvandan geldiğini (Darwin), düşüncenin maddeden doğduğunu, tüm manevi yüceltmelerin "karmaşık kolektif bilinçaltı"ndan kaynaklandığı (Freud, Jung), vd. doğru olarak kabul etmesinde sapkın bir araştırmanın sonuçlarından çok daha fazla bir aldanışın, doğru olmasının istendiği ve buna inanılmasının gerektiği bir şeyin; aşağıdan güçlerin, köle ve paryaları eski aristokratik topluma karşı isyan ettirmeleriyle oluşan bir uygarlığın varlığını görmek gerekir.
Burjuva alemindeki sanatçı ve "yaratıcılar", pratik olarak, belirli bir sosyal tabakanın zevk ve eğlencesinin hizmetinde olan bir kesim Roma soylularının ya da Orta Çağ'ın feodal efendilerinin "lüks hizmetçileri" sınıfına tekabül eder.
Karl Marx'ın şu deyişi, bu bağlamda ilginçtir: "İbraniliğin ilkesi nedir? Pratik zihniyet, kişisel üstünlük. Yahudilerin yeryüzündeki tanrısı nedir? Para. İbranilerin özgürleşmesi (egemenliği) sadece parasal gücü elde etmekle değil, fakat, onların sayesinde paranın bir dünyevî güç haline gelmesi ve pratik İbrani zihniyetinin Hristiyan toplumlarca benimsenmesiyle olmuştur. İbraniler, Hristiyanların ibranileşmesi ölçüsünde özgürleşmiştir (egemenleşmiştir). İbranilerin dünyevi tanrısı yeryüzünün de tanrısı olmuştur."
Modern yaşam görüşü maddeciliğiyle, bireyin yaşamına rahatlatıcı bir değişik öğe katabilmek, yaşamında bir anlam, bir simgesellik bulabilmesi olanağını yok ettiği için, bugünkü kölelik şimdiye dek görülmüş olanlardan çok daha hazin ve umutsuzdur.