Kadın omuz silkti. “Kitapları seviyorum.”
“Bir kitapta okuduğun en güzel cümle nedir?” diye sordu adam.
“Bazen…” Sonra düşünmek için durakladı, her kelimeyi doğru söylediğinden emin olmaya çalışıyordu. “Bazen yaşamadığım hayatların ağırlığı altında kemiklerimin çekildiğini hissediyorum.”
Bakalım...
Sakın üzülme.
Üzülme ve bil ki dünya dedigin lüzumsuz bahçe, bazen her yer, bazen tek bir yer, bazen de hiçbir yerdir. Insan dediğin kötü tohum, bazen her şey, bazen tek bir şey, bazen de hiçbir şeydir. Ama tuhaf olan bu değildir Behiye. Bu işteki asıl acayiplik, öyle ya da böyle oluşunun aslında hiç fark et-meyişidir. Ve işte tam da fark etmediğini fark ettiğin o nefti anda, âlemin ritmi bozulur, içi boşalır, bir güvercinin karda bıraktığı ayak izlerine dönersin. Sonra azıcık kar yağar, silinirsin. Böyledir.
Yani bütün uzun hikâyeler bu kadarcıktır aslında. Ne kadar uzun başlarsan başla, sonunda hep kısacık bitersin. Bir rüyadan öbürüne devrilirken birdenbire nefesin kesiliverir.
Ne bahçe kalır geriye ne çiçek ne de tohum. Bitersin.