Hani ölüyorlardı ben boşuna mı ağladım o kadar ayıptır yani kdkdkdk bu arada baya iyi okuyun okutturun Alaz arada bi delirtsede güzel gidiyor kitap sarıyor bir oturuşta kitabı bitirdim
Hani ayıptır söylemesi o kadar belli ki Diyanet'in elinden çıktığı. Herhangi bir tr kız çocuğunun 8 yaşında düşündüğü şeyleri birleştirip kitap yapmışlar alın okuyun demişler yani. yarısında sayfa atladım heryerde aynı şeyi anlatıyor diyerek.
Dostoyevski bu kitabında Avrupa seyahatini anlatmaktadır. Batı medeniyetinin göründüğü gibi olmadığını ve ikiyüzlülüğünü sert biçimde eleştirmektedir. Tabir-i caizse Fransızları yerden yere vuruyor.
Zaten hep kitaplarında Batılı yenileşmenin Ruslar için uygun olmadığını, görünüşten ibaret olduğunu ve insanları köklerinden uzaklaştırdığını sık sık dile getiriyor. Örneğin Fransız Devrimi'nin sloganı Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşliktir. Ama olay aslında bu şekilde değildir. İnsanlar toplumsal normlarla kesin sınıflara ayrılmışlardır. Burjuvalar ve onlara uşaklığı görev ve onur gören bir kesim vardır. Kardeşlik ve paylaşımcılık yoktur. Eğer imkanın varsa devletin kasasından para çalmamak ayıptır onlara göre. Aile yapıları da bir farklıdır. İnsanlar evlenirken tek ölçüt zenginliktir. Aileler karı, koca ve onların sevgililerinden oluşur. Herkes bu durumdan memnundur.
Aslında şehirler ve medeniyet gelişirken insanların ruhsuzlaştığına da değiniyor. Vitrinde gösterilen yaşamla şehrin arka sokakları aynı değildir. Akşam olunca soylusu da yoksulu da beraber içer ve eğlenir. Sabah herkes görevine geri döner. Mesela Parislilerin (Bütün Fransızlar Parislidir) en sevdiği şey zengin olunca deniz olan bir yere tatile gitmek ve Paris'ten çıkınca kendilerini çayırlara atmaktır. Bunu Paris'te yapamazlar çünkü ayıptır.
Dostoyevski Batı medeniyetini Suç ve Ceza ve Budala kitaplarında açık açık eleştiriyor zaten. Batı yaşantısının Rus toplumunu bozduğunu, insanları ayırdığını sık sık söylüyor. Tabi bu kitapta aziz dostu İvan Turgenyev'i de eleştirmeden edememiş.
Japon edebiyatı severim ama bu kitabı sevmedim. Konun içine giremedim, ruhum daraldı vermek istediğiyse buysa başardı ama sanmıyorum. O kadar içine geçemedim o kadar anlamlandıramadım ki niye bu kadar övülen bi kitap anlamadım. Yine de bir kitabı bu kadar sevmemem ayıptır diyip belki okuduğum dönemdendir diyorum
Eunice karakterinin nasıl nasıl kademe kademe çürüdüğüne yani kötülüğünü nasıl git gide beslediğine şahit olduğumuz roman psikolojik katil tahlil romanı aslında. Okuma yazma bilmeyen karakter bunu saklamayı başarılı şekilde sürdürür ve okuma yazma bilmemek ayıptır, insanlar benimle dalga geçer psikolojisine bürünür. Lakin atasözünde dediği gibi yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Eunice temizlikçi olarak yatılı bir şekilde bir ailenin evine girmesiyle sırrı ortaya çıkar ve dehşet dalgası başlar.
Psikolojik etmelerin yoğun olduğu kitap yazarın ilk dönem eserlerinden biri. İlk kitabı kalp taşlarında da psikolojik tasvirleri ile bizi kitaba bağlayan yazar bu kitabında bunun yanına gerilimi daha fazla eklemiş.
Çevre tasvirleri bence yetersiz verilmiş bir roman taştan hüküm. Aslında romanın geçtiği İngiltere kırsalı güzel işlenip okuyucuya daha iyi sunulabilirdi. Ama yazarın tercihi daha çok insan psikolojisi üzerinde olmuş. Başarılı da olmuş.
Türü sevenler için kesinlikle okuması gereken bir kitap. Özelikle psyco gibi klasikleri seven okurlar. Psyco Türkçeye sapık olarak çevrilmiş bir roman. Türkiyede bu tür saçma başlık çevirilerine alıştık gerçi. Robert bloch'un eseride kendi kişiliğini çift olarak yaşayan bir adam üzerineydi hatırlarsanız. Ve kitap deliliğin sınırlarına o gidişi kademe kademe veriyordu.
Sonuç olarak taştan hüküm okunması gereken kült bir eser. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar....
Edebi açıdan başarılı ,dili sade ve akıcı , toplumun her yönünden okura hitap eden ama özellikle genç kızların okuması gereken bir eser.
Karakter incelemesi yapmak gerekirse(spoiler) ;
Ayten, roman boyunca mağdurmuş gibi davranıp hemcinslerini mağdur eden aşağılık bir kadındır. Bedri ile olan ilişkisinde de benim icin hatalı Ayten'dir ama diyelim ki o ilişki de Ayten den yana bir problem yok. Sen hayatta 2 kez terk edilmiş bir kez de aldatılmış bir kadın olarak sonraki ilişkilerinde özellikle evli erkek tercih etmesi ve eşlerinden ayrılmalarını istemesi hemcinslerine yaptığı en büyük ayıptır.