Yalnız insan, terkedil(e)mez, aldatıl(a)maz, yıkıl(a)maz, ezil(e)mez, kırıl(a)maz. Bu eylemlerin hepsi, yanınızda biri ya da birileri varken gerçekleşir. Yalnızlık iyidir!
D
Ahmet Mithat Efendi'nin maymunlarından mı geliyoruz?
Bu soruyu neden sordum ve Ahmet Mithat'la evrimin ne ilgisi var?
Evrim kavramını Türkiye ile ya da Osmanlı ile tanıştıran isim Ahmet Mithat Efendi imiş. Kitabın önsözünde bu bilgi verilmiş. Kendisine ait Dağarcık dergisinde Darwin ve teorisi hakkında makale yayınlamış. Yayınlamış yayınlamasına da bu işi biraz da görmek istediği şekilde yaparak insanların maymundan geldiği şeklinde belirtmiş evrimi. Tabi bu çıkış o dönem müthiş tepki çekmiş ve Sultan Abdülaziz tarafından sürgün edilmiş Ahmet Mithat Efendi. Evrimin konuşulması yasaklanmış.
Evrim düşüncesinin temeli ta milattan öncelerine dayansa da bilimsel olarak ortaya koyan ilk kişi Darwin değil, Lamarck'tır. Ancak evrim mekanizmasını daha sağlam temellere dayandıran Darwin olmuştur. Hatta evrim teorisi, darwinizm olarak da anılır. İki ismin öne sürdükleri teorideki en önemli fark Doğal Seleksiyon'dur. Kısaca, canlıların doğa koşullarına uyum sağlama gücü ve bunun neticesinde soyunu devam ettirmesi diyebiliriz buna.
Doğal seleksiyon meselesi teorinin en çok tartışılan konusu. Çünkü bu konu başlığında Darwin'e göre türler, cinsler ve familyaların herbiri kendi sınıfı ya da grubu içinde ortak bir atadan türemiştir ve türeme devam ettikçe değişim de devam edecektir. Yani Darwin diyor ki türler ayrı ayrı yaratılmamıştır. Örneğin eşek ve zebranın atası ortaktır.
Evrimin sanki farklı bir konusu yokmuş gibi herkesin atıp tuttuğu konu insan maymundan geliyor iddiasına gelirsek bu kitap da insanın kökenine inilmemiş. Bu konunun asıl irdelendiği kitap İnsanın Türeyişi kitabıdır. Ama kısaca söylersek, insan maymundan gelmiyor, insanla maymun ortak bir atadan gelmekte görüşü hakim.
Doğal seleksiyonun iddia ettiği üzere yeni türler niye
Ahmet Mithat Efendi'nin maymunlarından mı geliyoruz?
Bu soruyu neden sordum ve Ahmet Mithat'la evrimin ne ilgisi var?
Evrim kavramını Türkiye ile ya da Osmanlı ile tanıştıran isim Ahmet Mithat Efendi imiş. Kitabın önsözünde bu bilgi verilmiş. Kendisine ait Dağarcık dergisinde Darwin ve teorisi hakkında makale yayınlamış. Yayınlamış yayınlamasına da bu işi biraz da görmek istediği şekilde yaparak insanların maymundan geldiği şeklinde belirtmiş evrimi. Tabi bu çıkış o dönem müthiş tepki çekmiş ve Sultan Abdülaziz tarafından sürgün edilmiş Ahmet Mithat Efendi. Evrimin konuşulması yasaklanmış.
Evrim düşüncesinin temeli ta milattan öncelerine dayansa da bilimsel olarak ortaya koyan ilk kişi Darwin değil, Lamarck'tır. Ancak evrim mekanizmasını daha sağlam temellere dayandıran Darwin olmuştur. Hatta evrim teorisi, darwinizm olarak da anılır. İki ismin öne sürdükleri teorideki en önemli fark Doğal Seleksiyon'dur. Kısaca, canlıların doğa koşullarına uyum sağlama gücü ve bunun neticesinde soyunu devam ettirmesi diyebiliriz buna.
Doğal seleksiyon meselesi teorinin en çok tartışılan konusu. Çünkü bu konu başlığında Darwin'e göre türler, cinsler ve familyaların herbiri kendi sınıfı ya da grubu içinde ortak bir atadan türemiştir ve türeme devam ettikçe değişim de devam edecektir. Yani Darwin diyor ki türler ayrı ayrı yaratılmamıştır. Örneğin eşek ve zebranın atası ortaktır.
Evrimin sanki farklı bir konusu yokmuş gibi herkesin atıp tuttuğu konu insan maymundan geliyor iddiasına gelirsek bu kitap da insanın kökenine inilmemiş. Bu konunun asıl irdelendiği kitap İnsanın Türeyişi kitabıdır. Ama kısaca söylersek, insan maymundan gelmiyor, insanla maymun ortak bir atadan gelmekte görüşü hakim.
Doğal seleksiyonun iddia ettiği üzere yeni türler niye
Sadece kadınların bulunduğu bir ülkede yaşamak ister miydiniz? Durun, öyle hemen cevaplamayın. O kadar da basit bir soru değil bu. Önce sorunun üzerinde düşünün, artılarını eksilerini tartın. Ve cevabınız hala olumlu ise, biletiniz Charlotte Perkins Gilman sponsorluğunda ücretsiz bir şekilde adresinize teslim edilecektir.
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 33. Kitap oldu. Kitapla ilgili bilgileri vermeden önce bu kez biraz yazardan da bahsetmek istiyorum. Çünkü bu kitabı tam olarak anlayabilmek ve çözümleyebilmek için yazarın düşünce yapısını bilmek gerekiyor.
Charlotte Perkins Gilman, 1860 ile 1935 yılları arasında yaşamış ve yaşadığı dönemin önemli Hümanist ve Feminist yazarlarından biri olarak kabul edilen bir yazar. Gilman’ın düşüncesine göre, insan doğası istenildiği gibi yoğrulabilir, bu sebeple insanlar kendi kaderlerini kendileri belirlemelidir. Hiç kimse bir başkasının etkisiyle veya baskısıyla hayatını sürdürmemelidir. Bu düşünceden hareketle Gilman, özellikle de kadınların toplum tarafından(dolayısıyla erkekler tarafından) sokulmak istendiği kalıpları yok etmenin yollarını aramıştır. Nitekim yazmış olduğu Kadınlar Ülkesi isimli bu kitap da Gilman’ın erkeksiz bir yaşamın yollarını aradığını göstermektedir. Pek tabii Gilman da erkeksiz bir yaşamın sürdürülebilir olmadığını bilmektedir; ama böyle bir kitap yazarak ataerkil topluma adeta meydan okumuştur. Bunu yaparken de mizahı kullanmayı ihmal etmemiştir. Kitaptaki birçok diyalog Gilman’ın kadın-erkek ilişkilerine mizahi bir bakış açısıyla baktığını gözler önüne sermektedir.
Feminist ütopyanın ilk örneklerinden biri olarak kabul edilen kitabımızın konusu ise şu şekildedir: Üç erkek araştırmacı olan Terry, Jeff ve Vandyck, bir masal ülkesi gibi ismini duydukları ama varlığına içten içe
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma