yasemin yasemin

Puan vermedi·56 syf.··
2023 49. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2023 20:42
STEFAN ZWEIG'IN ÖYKÜCÜLÜĞÜNDE AYRI BİR YER TUTAN O MUYDU?, KEMİRİCİ BİR DUYGU OLAN ŞÜPHEYİ EKSENE ALIR VE BU DUYGUNUN İNSANI SÜRÜKLEDİĞİ KAYGI, SIKINTI VE ÇARESİZLİK ATMOSFERİNDEN OKURA SESLENİR. ÖYKÜYE, ZWEIG'DA BENZERİNE PEK RASTLAMADIĞIMIZ TÜRDEN, HUZURLU İNGİLİZ TAŞRASINDA POLİSİYE BİR KURGU EŞLİK EDER. TUTKUYLA SAVRULAN HAYATLARIN YAZARI, DERİN, YOĞUN VE GÜÇLÜ KARAKTERLERİN YARATICISI STEFAN ZWEIG, BU BENZERSİZ ÖYKÜSÜNDE, BİZİ JOHN CHARLESTON LIMPLEY'LE TANIŞTIRIR. MR. LIMPLEY'İN ÇEVRESİ VE KÖPEĞİ PONTO'YLA İLİŞKİSİNE, KOMŞUSU BETSY'NİN TİTİZ, ŞÜPHECİ GÖZLERİNDEN TANIK OLURUZ. ZWEIG, KAÇINILMAZ FELAKETİ, KLASİK İNGİLİZ POLİSİYELERİNDEN AŞINA OLDUĞUMUZ "KİM YAPTI?" SORUSUNUN ETRAFINDA DÜĞÜMLER. "ŞAHSEN KATİLİN O OLDUĞUNDAN NEREDEYSE EMİNİM; AMA ELİMDE ÇÜRÜTÜLMESİ İMKANSIZ O SON KANIT YOK."
O muydu?Stefan Zweig · Can Yayınları · 20236,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2023 48. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2023 20:44
Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler'in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, "son bakışta aşk'ta dile gelen sevda sözleri gibi... Yazarların gölgeleri, yani müstear isimleri konuşuyorlar karanlıkta... Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adivar, Yahya Kemal, Reşat Nuri Güntekin, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Orhan Veli, Yaşar Kemal, Attilâ İlhan, Cemal Süreya, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer'in takma isimleri gerçek bir karaktere dönüşüyor bu kitapta. Sultanahmet Meydanı'nda bir gece hepsi bir araya geliyor. Hayali ama neşeli bir buluşma için... Sevdiğimiz herkes aslında birer gölge seslerini işitemedigimiz...
GölgelerZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 20185,2bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2023 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2023 13:31
Her şeyden önce, bir aşk şairidir Sappho, bir aşk ve doğa şairi. Onun şiirinde kişisel duygular Lesbos coğrafyasından ayrılmaz. Sözgelimi, Gel bana Giritlerden bu kutsal tapınağa güzelim elma koruna senin sunakları günlük kokan derken din, aşk, doğa örgüsü Sappho'nun kişisel tınısını birebir ele verir. Mitolojik göndermeleri aşkla ilgilidir. Himerios'un sözleriyle, "bütün şiirini Aphrodite "ye ve Eros'a adamıştır. Şiirlerini-şarkılarını derleyenlerse, genellikle, bir genç kızlar çevresidir. Sappho'daki aşk duygusu Aphrodite tapimından ayrı düşünülemez. Aphrodite bir aşk tanrıçası, Sappho onun bir yakarıcısıysa, şair her zaman sevginin, aşkın hizmetinde demektir. Ve bu yaşam biçimini dizelerinde alabildiğine özgürce dile getirir. Bir eğitmendir aynı zamanda Sappho. Şiir deneyimini Lesbos okulunda, "Musalar'a hizmet edenlerin evi"nde Ada'nın ve İonia'nın soylu kızlarına aktarır. Arkadaşlarıysa, şiirlerini okuyan şarkıcılardır her zaman.
Şiirler - FragmanlarSappho · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2015863 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2023 44. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2023 11:20
Genel olarak ironi yüklü bir hava içinde kaleme alınmış olan yapıt dış görünüşüyle ve biçimsel yapısıyla ya da başlıği ve alfabetik düzen içinde sunulmuş olmasıyla bir sözlük görünümündedir, ancak bir sözlük olarak değil de başlı başına bir metin olarak okunabilecek niteliktedir. Gerçi bazı tanımlar herhangi bir sözlük yapısına uygun türdendir, ama genel olarak tanımların türdeş nitelikte olmadığı ya da böyle sunulmadığı da bir gerçektir. Bazı girişlerin karşılıkları görece olarak uzun tutulmuşken (sözgelimi Abélard, demiryolları, kuğu, şampanya) bazılarınınki çok kısa verilmiştir (söz- gelimi Almanlar, bakalorya, Racine). Genel olarak bir sözlükte her giriş bir anlamsal eşdeğeriyle karşılanır ya da açıklanır; oysa Flaubert'in sözlüğünde beklenen tanımlar değil de bunların yerine geçen ve gerçek tanım süsü verilmiş karşılıklar, yargılar, halk arasında yaygın olan yanlış kanılar, saçmalıklar vardır. Flaubert hinzirca bir tavırla gerçekleştirmeye çalıştığı amacına ulaşmış gibidir bu yapıtla; anlamsal açıdan okura yardımcı olacak herhangi bir dayanak noktası sunmadığı için onu tanımlar karşısında yalnız bırakmış, kendi kendine karar verme durumunda bırakmış, bocalamasına ortam hazırlamıştır; okur, tanımları hiç çekinmeden benimsesin mi, bunlara katılsın mı yoksa kuşkuyla mı yaklaşsın bilemez. Flaubert'in de zaten sinsice yapmak istediği budur. Gerçekten de Eylül 1850'de arkadaşı Bouilhet'ye Şam'dan yazdığı mektupta "Sözlük'ü düşündüğüne iyi ediyorsun" der; ardından bu kitaba bir önsöz yazılması gerektiğini ekler; burada Sözlük'ün, insanları geleneklere, düzene, genel uzlaşmaya yeniden bağlamak amacıyla hazırlandığı belirtilecektir; ve bu öyle biçimde hazırlanmalıdır ki okur kendisiyle alay edilip edilmediğini anlayamasın. Görüldüğü gibi Flaubert bir tür intikam almaktadır
Felsefe-Düşünce
Yerleşik Düşünceler SözlüğüGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017735 okunma