Böyle mi yaşıyorduk o zamanlar? Ama her zamanki gibi yaşıyorduk herhalde. Herkes öyle yapar çoğu zaman. Her ne oluyorsa her zamanki gibi oluyor. Bu bile her zamanki gibi, şimdi .
Yaşardık, her zamanki gibi, aldırmadan. Aldırmamak cehaletle aynı şey degildir, üstünde çalışman gerekir.
Hiçbir şey bir anda değişmez: Derece derece ısınan bir küvette farkına varmadan haşlanarak ölürsünüz.
Dünya'da güzelliği deneyimleyebilmek için acıyı deneyimlemek ve ölümü bilmek gerekiyordu. Gezegendeki güzelliklerin çoğunun Zamanın geçmesi ve Dünyanin dönmesiyle ilgili oluşu bu yüzdendi. Bu tür doğal güzelliklere bakinca üzgün hissetmeniz ve yaşanmamış bir hayatı özlemeniz de bu sekilde açiklanabilirdi.
Ve o an aşkın ne işe yaradığını anladım.
Aşk hayatta kalmana yardım ediyordu.
Anlam aramayı da unutturuyordu. Aramayı bırakıp hayatı yaşıyordun . Aşk önemsediğin kişinin elini tutmak ve şimdiki zamanda yaşamaktı. Geçmis ve gelecek yalnizca mitti. Geçmis ölen simdiki zamandi ve gelecek hiçbir zaman var olmayacakti, çünkü ona ulaştığımizda gelecek zaman şimdiki zamana dönüşecekti. Şimdiki zaman sahip oldugumuz tek seydi. Sürekli devinen, sürekli değişen bir şeydi şimdiki zaman. Ve hercaiydi. Yakalamanin tek yolu geçip gitmesine izin vermek, onu serbest bırakmaktı.
Ne olduğunu anlatamazdım, bu yüzden daha değişik bir şey yapıp öptüm onu. Insanlar kelimelerden kaçamayacakları bir noktaya geldiğinde öpüşüyorlardı. Başka bir dile geçmek gibiydi bu. Öpüşmek bir meydan okuma, belki de bir savaştı. Bize dokunamazsınız demekti öpüşmek.