Bazı kitaplar okunur ve biter; bazıları ise okunur ve siz biterken o içinizde yeni bir yer açar. Tutunamayanlar, o ikinci türden. Oğuz Atay, Turgut Özben’in Selim Işık’ı arayış hikâyesi üzerinden, aslında hepimizin ortak trajedisini anlatıyor: Anlaşılma isteğinin yarattığı o derin yalnızlık.
Tutunamayanlar , dile getirilmemiş sitemlerin, yarım kalmış cümlelerin ve "mış gibi" yapamayanların sığınağıdır.
"Ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin?", aslında hiçbir zaman cevabı alınamayacak bir yankıdan ibaret. Çünkü Atay da biliyordu ki, hepimiz bir yerlerdeyiz ama hiçbirimiz birbirimizin olduğu o gerçek "orada" değiliz.
Selim’in şarkısı bitti, Turgut o meçhul trene bindi; bize ise sadece kelimelerin o yetersiz ama vazgeçilmez tesellisi kaldı.