Ama anlamamız gereken șu: Herkes dertte değil, herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alınacak, sınav geçilecek... Teneffüs ancak o zaman.
Oysa şiddetsiz, sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki. Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi? Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.
Hamnet, bir çocuğun ölümünden çok bir annenin kalbinde açılan boşluğu anlatıyor. Maggie O’Farrell yasın sesini yükseltmeden, neredeyse fısıldayarak yazmış. Hamnet’in gidişiyle evin içindeki boşluk büyürken, geride kalanların sessizliği daha da ağırlaşıyor.
Ve anlıyoruz ki bazı acılar konuşulmaz, sadece yaşanır.