Şu cihan mülkünü Kaf'tan Kaf'a tuttun, bütün cihan malını bir zar ile üttün tut.
Süleyman tahtına oturup, cinlere ve devlere hükmettin, Firavun'un ve Nuşirevan'ın zenginliklerine sahip oldun tut.
Üstüne birde Karun'un hazinelerini ekledin, ağızda çiğnenmiş bir lokma olan şu dünyayı dahi yuttun tut.
Ömür bir ok, zaman bir yay, bir el o yayı germiş, sen o yayı attın tut.
Aldığın her nefes, keseden akmakta olan bir kum tanesi, kese ortalanmış ve sen kumu tükettin tut.
Yunus'um ! Asalet doğruluktan değil duruluktan gelir. Körlük, nankörlüktür. Bu dünyada marifet nefsi silmek değil, belki nefsi bilmektir. Bu yol, ilim, irfan ve insan sevgisi üzerine kurulmuştur. Nefes, nefsi arıtır.
Sevgilinin gözünden akan bir damla, bir erkek için ya hazinedir, yada hazineyle tartılır. Çaresizlik yollarınızı bağladıysa o damlayı görseniz de iç acıtır, görmezden gelseniz de...
.
.
.
Bilmek çare olmayı gerektirirdi ve o günlerde benim çarelerim tükenmişti. Ona karşı çaresiz olmaya da tahammül edemezdim.