Her şey değişebilir, hatta kendi irademizle değiştiririz. Değişmeyecek olan, hayata şekil veren, ona bizim damgamızı basan şeylerdir."
"Yıldız akşamdan doğarsın."
Zerre'den kürre'ye kadar sonsuzluğa uzanan, insan idrakinin kavrayamayacağı ama kalbi açık olanın mutlaka duyacağı bir ahenk ki en çok insana bahşedilmiştir.
İnsana düşen şeksiz-şüphesiz-isteksiz-iradsiz-akılsız-fikirsiz bu ahenge iştirak etmektir. Kul olmak budur. Bu ahengin sırrı ile dereler çağlar, çiçekler açar, bulutlar uçar, kuşlar öter, mevsimler değişir, çocuklar doğar, iki gönül birbirine akar, aşk doğar. Aşkın ateşi ile şair şiirine, ressam resmine, bestekâr bestesine başlar. Hakk'ın güzel kıldığı âleme bir güzellik katmak için. Şuna emin olunuz.
Kalbe düşen bu güçlü sırda (hikmet) ızdırap, hasret, dua, vuslat, aciz, teslimiyet; insana verilen her şey vardır. Ve insan bunu terennüm eder.
Ve böylece var olur.
Var ettiği eser esasen ona değil bu sırra aittir. O bir aracıdır. Tıpkı Cenab-ı Hakk'ın iradesinin vücut bulması için kendisine tevdi edilen emanete göre hareket etmesi; kendi isteğini Allah'ın emrine vermesidir. Cüz'i irade budur. Yok hükmündedir. Ama vardır. Sûfiler bu sebeple "hiç" lafzını çok kullanır.
Ayna nasıl ışığı aksettirirse, gönül de tevhid sırrını, iman nurunu yansıtır. Ayna vahdetin, toz ise kesretin remzidir. Ayna tozlandığı zaman nasıl bakanı göstermezse, gönül de tozlandığı yani hakkı, hakikati unutup bu fâni âleme daldığı zaman ilâhî tecelliye mazhar olamaz. Gönül aynasını temizlemek, cilalamak gece gündüz Allah'ı zikir ile gerçekleşir. Böyle parlak gönüllere aşk dolar. Aşkla dolu gönül her an diridir.
Kur'an-ı Kerim'de "Sana ruhtan soruyorlar, de ki: Ruh Rabbimin işlerindendir." (İsra/85) buyrulmuştur. Hz. Peygamber Kur'an-ı Kerim'e dayanarak ruh hakkında fazla tartışılmaması gerektiğini istemiştir. İnsan ruhu bedenden önce yaratıldı. O zaman ruhlar âlemi (âlem-i ervah) denen bir yerde bulunuyordu. Oradan ayrılıp bu dünyaya geldikten sonra sürekli asli vatanının hasretini çekmektedir. Bu çerçevede insanoğlunun ruh burkuntusu hiçbir vakit son bulmaz. Ta ki Yaradan'a kavuşuncaya kadar. Bu sebeple Fuzuli bu yalan dünyada hep hüzünlü, hep boynu bükük durmaktadır. Ancak bir hadiste "Allah kalbi hüzün dolu kullarını sever." müjdesi verilmiştir.