Fareler ve İnsanlar, Amerika’daki Büyük Buhran döneminde, mevsimlik tarım işçilerinin yalnızlığını ve hayata tutunma çabasını anlatır. Bu dünyada insanlar birbirine yabancıdır; aidiyet yoktur, güven yoktur. Herkes patronun egemenliği altında, emeğini satarak ayakta kalmaya çalışır.
Romanın adı boşuna seçilmez. Steinbeck, Robert Burns’ün şu dizelerinden etkilenir:
“Farelerin ve insanların en iyi düşünülmüş planları bile çoğu zaman boşa gider;
bizi vaat edilen saadet yerine acı ve ızdırapla baş başa bırakır.”
Kitap da tam olarak bunu yapar: Hayallerle başlar, hayallerin yıkılışıyla sona erer.
Çiftlikteki herkes yalnızdır...
Crooks, George ve Lennie’ye hayallerini anlattıklarında bunun İncil’deki cennet kadar ulaşılmaz olduğunu söyler. Daha önce de nice işçinin hayal kurduğunu, ama bu hayallerin kısa sürede yok olup gittiğini dile getirir. Yine de insanlar hayal kurar; çünkü hayaller onları hayatta tutar.
Zenci olduğu için dışlanmış olan Crocs'un yalnızlığını anlatan cümlesi:
“İnsanın yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun.”
Yalnızlık burada bir duygu değil, bir hastalıktır.
George ve Lennie’yi diğerlerinden ayıran şey tam da budur:
Dostlukları.
“Çünkü sen varsın benim yanımda ve ben varım senin yanında.”
Lennie haz ve içgüdüyü, George ise aklı temsil eder. Bu ikisi birleştiğinde hayaller doğar; akıl devre dışı kaldığında ise geri dönülmez yıkımlar yaşanır.
Candy’nin köpeğinin ölümü ile Lennie’nin ölümü arasındaki farka gelelim. Köpek, işe yaramaz olduğu için, nefret duyan biri tarafından öldürülür. Lennie ise acı çekmesin diye, sevgiyle öldürülür.
Roman bize şunu fısıldar:
Eğer ölüm kaçınılmazsa, öldürenin elinde nefret değil merhamet olmalıdır.
Curley’nin vazelinle koruduğu eli, iktidarın ve gücün simgesidir.