Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim.Uzayın adını ben koymadım.Uzayın adını yıldızlar,gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur. Yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyvermediğin için sanki. Elinde olsa avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. 'Neyim ben ?!'diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden,sıyrılıp,kendi affına sığınıyorsun. Beni de anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak birşeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen,Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Çocukluğumdan söz etmek isterim sana,eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde,ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşındaysam,o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa şu yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın:Sevdiğin filmleri,sevdiğin parçaları,sevdiğin canlıları,sevdiğin .... Hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan,bir insanı sıkamaz. Bir insan,canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana icimde,dolman için,oraya akman için.Hacimler acarsın bana,çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm...Küçük İskender