Bir zamanlar bu platform, kitapların dünyasında kaybolmayı seven insanlar için sade, samimi ve odaklı bir platformdu. Ancak son zamanlarda bu atmosfer hızla değişiyor. Platform, sosyal medyanın yüzeyselliğine ayak uydurmak adına yönünü şaşırmış durumda.
Peki, sorun nedir? Sorun şu: Her platform sosyal medyaya benzemek zorunda değildir. Kitap okuyan insanlar, zaten bu hızlı ve yapay akıştan uzaklaşmak için kitaplara sığınıyor. 1000Kitap gibi platformlar da bu sığınaklardan biri olmalıydı. Ama şimdi o da bir “içerik pazarı”na dönüşüyor. Oysa edebiyat, içerik değil; iç dünyadır. Görsellik değil, anlamdır.
1000Kitap ’ın bu yeni hali, “daha çok kullanıcı, daha çok etkileşim” mantığıyla büyümeye çalışırken özünü yitiriyor. Oysa büyümek her zaman iyi bir şey değildir; bazen sadelik, gerçek derinliği getirir. Kitaplarla kurulan o samimi, sessiz bağ; algoritmalarla şekillenen, dikkat ekonomisine kurban edilen bir şeye dönüşmemelidir.
Kendi hedef kitlesine uygun, kitap kültürünü ve edebi düşünceyi destekleyecek türde yenilikler getirilmeli. Örneğin yazar-okur buluşmaları için dijital etkinlikler, tartışma panoları, kitap kulübü öneri sistemleri gibi içerikler gerçekten işlevsel olurdu. Ama ne yazık ki bunun yerine popüler olanı taklit etmeyi tercih ettiler.
Belki artık şu soruyu sorma zamanı gelmiştir: Biz kitapları mı paylaşıyoruz, yoksa kitaplar aracılığıyla kendimizi mi pazarlıyoruz?
Geri bildirimleriniz üzerine akışta köklü bir güncelleme yaptık sevgili okurlar. Artık takip ettiklerinizin gönderileri en az 2 kat daha fazla gözükecek.