Ayşenur Cihanger Uysal

Ayşenur Cihanger Uysal
Puan vermedi·181 syf.·
2026 35. kitabı
Engin Geçtan
8.5/10 · 6,1bin okunma
Reklam
Kalbimize ağır gelen meseleleri Allah'a bırakmak yerine, kendi içimizde evirip çeviriyoruz. Adaleti biz tamamlayacakmışız gibi bir sorumluluk hissediyoruz. Peki sonuç ne oluyor? Daha iyi bir mümin değil, daha yorgun, Daha adil değil, daha kırgın, Daha güçlü değil, daha küskün bir insan oluyoruz. Çünkü bu yük bize ait değil.
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. (Müddessir, 6) Bir gün insanların yüzüne vuracağımız hiçbir iyiliği yapmayalım. Şayet yaptıksa da onu ardından dillendirmeyelim. Ne var ki, zamanla bu hassasiyet, kültürel alışkanlıklarımızın içine yerleşmiş; iyilik, karşılıksız bir arınma vesilesi olmaktan çıkıp, hatırlatılan, ima edilen, hatta yer yer bir baskı aracına dönüşmüştür. Oysa gerçek iyilik; yapıldıktan sonra unutulan, konuşulmayan, hesabı tutulmayan ve yalnızca Allah katında çoğalması umulandır.
İnsan hayatı, tek başına taşınacak bir yük değildir, endişeler, korkular, kırgınlıklar ve belirsizlikler.. Hepsi insanın omzuna biner. İnsan, bu yükleri taşıyamadığını fark, ettiğinde, dayanacak bir Rabbi olduğunu namazda tekrar tekrar hatırlar. Secde, yere kapanmak değildir sadece. Secde; "Artık kendi gücüme yaslanmıyorum," demektir. Kıyam, dimdik durmak değildir sadece. Kıyam; "Seninle ayaktayım," demektir. Namaz, insanın kendini merkeze koymaktan vazgeçip, merkezini Allah'a teslim etmesidir. Bu yüzden namaz kılan insan, her sey yolundayken de her sey dağıldığında da tutunacak bir sabiteye sahiptir. Biz aslında namazda Allah'a bir şey vermeyiz. sırtını Allah'a yaslamasıdır.
Reklam