Ayşe gökoğlu

Ayşe gökoğlu
@ayse__gokoglu
Soyulur muydu kabuğu hayatın, yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı
Reklam
Benim olsaydın, ah bu mümkün olsaydı... Seni uzak, uzak, bu insanlardan pek uzak bir yere götürürdüm; öyle bir yere götürürdüm ki orada yalnız tabiatla kalırdık. Denizle, semâ ile, sahrâ ile kalırdık... Sade ikimiz kalırdık... Orada, yalnız ormanda yapraklarla inleyen medhûr rüzgârın, uzakta dalgalarla döğünen medhûş denizin, gökte şimşekleriyle gürleyen haşin yıldırımın sesiyle kalırdık... sade ikimiz kalırdık... Sade ikimiz, unutmuş, unutulmuş, her türlü kayıddan âzâde iki mevcûd gibi yaşardık, ilk insanlar gibi yaşardık, benim olsaydın felaketlerine, merâretlerine, afetlerine tahammül için kuvvet bulur, hayatımın sebebini anlardım, benim olsaydın hayatı severdim.
Başarısızlıklarını, çıkmazlarını, suçlarını, fenalıklarını attıkları bir kötü olmasaydı iyiler utancından sokağa çıkmazdı. Varoluşu kötülere bağlı ve bağımlı olanlar, bir hiç olmak istemiyorlarsa kötülere gözleri gibi bakmalıdırlar; kadınlara, entellere, delilere, yabancılara... /Agah Aydın/
Genç Adam: Lekesiz bir kişisel ahlaka sahip rahibin, diğer taraftaki dürüst aday yerine, kendi partisinin listesindeki hırsıza oy vermesi durumunu ele al. Yaşlı Adam: Ruhunu tatmin etmek zorunda. Partisinin başarısı söz konusu olduğunda ne kişisel ne de toplumsal ahlakı kalıyor. Her zaman yapısıyla eğitimine sadık kalacaktır.
Sayfa 50
Reklam