Bir çocuğu kaybettiğinizi ne zaman anlarsınız?
Tadı hala damağımdayken yazmak istiyorum. Çok güzeldin Malma. Roman okurken genelde kaptırıp gideriz, merakımızdan bir an önce bitmesini isteriz ama bu roman edebi şölenden alınan hazzın bitmesini istemediklerimizden. Roman ve temiz edebiyat birleşince ortaya lezzet çıkıyor.
Aile travması, çocukluk, ilişkiler ve yalnızlığı bulacağımız bir kitap. Okurken zaman zaman içinizde bir boşluk ve eksiklik duygusu beliriyor çünkü karakterler bir şekilde tamamlanmayı bekleyen bir parça gibi. Onlar arasında kayboluyoruz ve asla bir karaktere bırakamıyoruz kendimizi. Hepsine ait olmak daha çok rahatlatıyor.
Ve kitabı okurken tam anlamıyla, içsel bir sükunetin yanında huzursuzluk da peşimizi bırakmıyor. Acıya ve hüzne karşı bir çekim hissediyorsunuz.
Hayattaki“en”lerimiz, hiç geçmeyecek sandıklarımız, dönüştüklerimiz, seçimlerimiz, biricik hikayelerimiz, yaralarımız, yeni yeni yollarımız, masumiyetimiz, çocuklarımız, çocukluğumuz ve annelerimiz, babalarımız..
“Hadi tekrarla. Yalnız değilsin”
İlişkilerin savaş meydanlarımız olması yerine üniversitelerimiz olması gerekir. Bu üniversitelerin duvarlarının arasında özsaygının ne olduğunu öğreniriz. Kendimizi sevmenin, bencil olmanın tam tersi olduğunu öğreniriz. Kendi içinde iyi hissetmek, içi sevgiyle dolu bir kuyuya sahip olmaya benzer: Başkalarına verecek çok şeyimiz olur. İçimizde kendimize karşı nefret ve güvensizlik varsa, başkalarına da sadece bunları verebiliriz.