Ben tarafların anneler ve babalar olduğu bir savaşın içinden geçip gelmiştim. Çok yaralar almıştım. Mehmet bunları bir yara olarak bile görmüyordu; onun gözünde bir dal çiziği, bir kağıt kesiği, bir sinek ısırığı gibiydi benim aile yaralarım. Öpünce geçeceğini sanıyordu.
Aslında mutlu olmak nedir ki? Tam olmak, içimizde sürekli kıpırdanıp duran karanlık duygulardan kurtulmak, derin bir oh çekip keyif, huzur ve heyecanı bir arada tadabilmektir ama insanoğlu için bunu becerebilmek o kadar kolay mı?
Alnımıza yazılan kaderi bir psikiyatrist ne kadar değiştirebilir acaba? Değiştirdik sandığımızda o kader, tebdil-i kıyafet eder de yine çıkar mı karşımıza?
Beyin ilginç bir organdır. Bir insanın o anda acı hissedip hissetmeyeceğine o karar verir. Beyin tarafından izin verilmeyen hiçbir şey hissedilmez, çünkü bir acı eşiği vardır. O eşiği aşan, yani insanın tahammül edemeyeceği acıyı beyin bloke eder.