Simdi salonun köşesinde bir bavulda duruyor O'ndan geriye kalan. Neydin ne oldun! En az benim kadar şekil değiştirdin sen de. Vardın, yok oldun. Etten kemiktendin sıvı oldun, sonra buhar olup uçtun banyo penceresinden gökyüzüne. Sevdiğimdin düşmanım oldun. Yaşamımdın ölümüm oldun.
Gençtin, ışık saçardı gençliğinin coşkusu, binlerce yıl önce, sonra kör karanlık oldun. Sen ne zaman, nasıl, gözlerimin önünde ama görünmez anlaşılmaz bir biçimde, böyle gaddar, böyle cani, böyle rezil bir adam oldun?
Ne zaman değiştin, hangi yolda, hangi gecede, ben tam da yanı başındayken, nasıl nasıl, fark ettirmeden, sinsi, sessiz, usul usul, bilincim açık, kulaklarım duyar, gözlerim görürken ve dokunabilirken sana hâlâ kendi arzumla, mutluyuz sanırken… sen ne ara, hangi zaman diliminde, hangi yıl, tam olarak hangi gece, saat kaçta bizim katilimiz oldun?