Çünkü varlığından kuşku duymadığım bu “ben”i kavramaya çalıştım mı, onu tanımlamaya, özetlemeye çalıştım mı parmaklarım arasından akıp giden bir su oluveriyor.
Bıkkınlık, makinemsi bir yaşamın edimlerinin sonundadır, ama aynı zamanda bilincin devinimini başlatır. Onu uyandırır, gerisine yol açar. Gerisi, bilinçsiz olarak yeniden zincire dönüş ya da kesin uyanıştır.
Dinlemek zorunda kaldığımız bir konuşmanın saçmalıkları bizi kızdırmaya başladıysa, bunun, iki deli arasında geçen bir komedi sahnesi olduğunu düşünmeliyiz.
Her gün, küçük bir yaşamdır, her uyanış ve yataktan kalkış, küçük bir doğumdur, her taze sabah küçük bir gençlik, her yatağa gidiş ve uyuma küçük bir ölümdür.