Okuduğum ilk Nermin Yıldırım kitabı… kahramanımız geleceğini aydınlatmak için, geçmişindeki bir yanlışı düzeltmek amacıyla uzun yolculuklara çıkarken okurları da kahramanın iç dünyasının izdüşümünde kendi iç dünyalarında anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor…
Kelimelerle dansın başrolde olduğu melankolik bir roman.
Kahramanımız Adalet, bir zamanlar üzdüğü mahsun için adaleti sağlamak adına, mutluluk ve dostluk getiren Sadi Seber ile ve kadim dostu hayallerinin Hülyası ile aramaya çıkıyor…
Kitabı bitirdikten sonra, kim diyebilir ki, âh be adalet neden düştün yollara… peki ya adalet yollara düşmeseydi gerçekten yaşadığını hissedebilir miydi?
Kahramanımızın pek egzantrik özellikleri var, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini biriktiriyor mesela… ve ne kadar üzücü ki, on yıllardır bu haberler, okuyanları duyanları izleyenleri , içten içe paramparça ediyor… dün de aynıydı bugün de aynı umalım ki yarın da aynı olmasın …
Kitabın her yerinde ve nihayetinde olan şu ,adaletin dediği gibi “ kazanmak için kaybediyorum. Sahip olmak için vazgeçiyorum. Bekle beni, azalarak artmaya geliyorum”