Çünkü anne demek, çocuk için 'ne diyorsa doğrudur' demektir. Annesi çocuğunun bu davranışlarını bekler bir haldeyse, çocuk da annesini yalancı çıkarmaz ve ona beklediğini verir.
Bir anne, çocuğuna bağırdığında ya da vurduğunda onun içindeki masum tohumun etrafına katı bir kabuk örmüş ve kin, nefret, öfke, intikam gibi duyguların fitilini ateşlemiş olur. İçinde biriken bu negatif duygulanımla baş edemeyen çocuk olumsuz davranışlar göstermeye başlar. Yalan söyleme, hırsızlık yapma, ikiyüzlülük, agresyon, hırçınlık, öfke nöbeti gibi davranış örüntülerinin temelinde, annenin çocuğu baskılayan bu negatif tutumları vardır.
Fiziken bu denli üstün olduğumuz bir canlıyı bir de ses tonumuzu yükselterek, beden dilimizle saldırıya geçerek disipline etmeye çalışmak çocuğumuzda ilk olarak 'korku' duygusunu açığa çıkarır. "Bana itaat etmezsen canını yakarım" mesajı verir. Bu, zulümdür.