ayşe konak

ayşe konak
@aysekonakk
Puan vermedi·69 syf.··
2024 12. kitabı
Hissizlerin kitabı… Kitap karakterimiz anne ve babasının vefatından sonra kendisine kalan mirasın sahibi oluyor. Bu mirasın getirdiği zevkler de var. Antika eşyalara, kimsede olmayan kadehlere ve yeni çıkan kitaplara herkesten önce sahip olmak gibi. Viyana’nın ışıltılı gecelerine sahip olan bu gencin başkaca bir sorunu vardır ki o da hissiz biri olmak. Başta bu durumu kendisine normal olarak tanımlasa da daha sonradan bu durum kendisini rahatsız ediyor. Bu duruma ilave olarak birliktelik yaşadığı sevgilisinden almış olduğu ayrılık mektubu kendisinde bazı hislerin doğmasına sebep oluyor, hüznün tadını alıyor. İlerleyen sayfalarda tesadüfen gitmiş olduğu at yarışlarındaki yaşadığı olaylar, içindeki başka duyguların da doğuşuna sebep oluyor. Karakter ilk defa başkasının hakkı olan bir eşyayı alıp, onun üzerinden bahis oynayarak para kazanıyor. Kazandığı parayı elinde tutarken hissetmiş olduğu kötülük hissine erişiyor. Bu hissin tadını aldıktan sonra daha fazlasını istiyor ve durumdan oldukça haz alıyor. O gece birbiri ardına oluşan hisler zinciri içindeki hissizlik duygusunu alıp kendisine farklı bir açıdan bakmasına sebep oluyor. Hatta karakter o gece yaşadığı bu yoğun hisleri kaybetmemek için evine geldiğinde uyumayı bile reddediyor. Ertesi güne uyandığında yaşamış olduğu hislerin geri döndüğüne şahit olan karakter yaşamış olduğu hayatını değiştirmeye karar veriyor. Çevresinde çalışan insanlarla muhabbetini artırıp, onların dertlerini ce sıkıntılarını dinlemeye başlıyor. Hayatına verdiği bu yön ile yeni hislerin hazzına varmış oluyor. Yazar bu kitabında bizlere duygu ve hislerin yoğunluğunun insan yaşamı üzerindeki etkisini anlatıyor. Bazı okuyucular :) - @Cylannn - kitabı okuduğu esnada, kitap okurken almış olduğu zevk-i hislerinden uzaklaştığını söylese de
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,9bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·236 syf.··
2024 11. kitabı
Kendine iyi davran güzel insan.... 2000 li yılların başlarında herkes gibi bolca kişisel gelişim kitabı okumuş ve bıkmış biri olarak psikoloji kitaplarına mesafeli duranlardan biriydim. Podcast dinlerken tanıştım ilk olarak Beyhan Budak la. Gerçekçi olması, samimi olması, daha reel örnekler vermesi hoşuma gitmiş, videolarını da takip etmeye başlamıştım. Kitabını okumak yeni kısmet oldu. Kitap biriktirmeyi sevmeyen, okuduğu kitabı başkalarına mutlaka veren birisi olarak bu kitabı kitaplığımda saklamayı ve ileride tekrar bir kere daha okumayı düşünüyorum. Beni kendime getiren, sarsan, evet böyle de düşünebilirsin dedirten pek çok yönü olan bir kitaptı. İyi ya da kötü her şeyin sıradanlığa doğru aktığı bir dünyada her şeyin etkisinin bir süre sonra geçtiğini, artık acıtmadığını bir kere daha fark ettim.Kitap bana : Herşeye alışıyor insan dedi, Mucizeler bekleme dedi, Kabullenmelisin dedi, Dışarıdan bakınca fiyakalı tebessümleri ile göz alan insanların yalnız kalınca derin acılar yaşadığını anlattı, İçimde geçmişimle savaş devam ettikçe aslında kendimle savaştığımı ve savaşırken ömrümü bitirdiğimi hatırlattı, Elimin değmediği, aktif müdahale edemediğim herhangi bir şeyle yaptığım her savaşı kaybettiğimi gösterdi, Geçmişimle savaşmayı bırakıp enerjimi sorunlarıma odaklamam gerektiğini, Hiçbir şey olmamış gibi olmanın mümkün olmadığını ama daha iyi hissetmemin mümkün olduğunu ispat etti. Kısaca mucizeler vaad etmedi, gerçekçi çözüm önerileri ve örnekler anlattı. İnsan Ne İle Yaşar? sorusunun cevabını bilmem ama ne olmadan yaşayamayacağını söyleyebilirim dedi. UMUT. Merhaba güzel insan diye başlayan kitabı, büyük değişimler her zaman küçük adımlarla başlar, kendine iyi davran güzel insan diye bitirdi. Emeğine ve kalemine sağlık...
Senin Suçun DeğilBeyhan Budak · İnkılâp Kitabevi · 20207,5bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 7. kitabı
Affedersiniz Sözde Kızlar Affedersiniz Sözde Kızlar, Peyami Safa'nın okuduğum 6. kitabı oldu. (Neden "affedersiniz" dediğimi incelemenin ilerleyen paragraflarında açıklayacağım.) Bu kitabın en önemli özelliği, 1923 yılında Peyami Safa tarafından yazılan ve ona ilk edebi şöhretini kazandıran romanı olarak kabul edilmesidir. Peyami Safa'nın edebi karakterine hayran olan bir okur olarak, yine bu eserinde de ciddi bir edebi hazza ulaştım. Onu çok sevmememin ve ara ara Peyami Safa okuma isteğimin ortaya çıkmasının en önemli nedeni, eserlerinde olaylardan çok psikolojik tahlillere önem vermesi... Tabii onun psikoloji bilimini ele alış şekli çoğunlukla metafizik öğelerle iç içe geçmiş şekildedir; ama bunu eserlerinde bir dayatma gibi önümüze sunmaz. Zaten Sözde Kızlar isimli bu eserindeki psikolojik tahlilleri metafizik öğelerle pek yakınlık göstermemektedir. Ancak, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu'ndaki ve Yalnızız'daki psikolojik tahlilleri fazlasıyla metafizik öğelerle iç içe geçmiş şekildeydi. Peyami Safa, "insan"ı çok iyi analiz etmiş bir yazar. Safa'ya göre, araştırmaya ve hakkında bir şeyler yazmaya değer yegane konu insan ve onun bilinmez geleceğidir. Her ne kadar, her kitabının konusu birbirinden farklı görünse de esasında işlediği tek konu "insan"dır. Eserlerinde, toplumdaki ahlaki çöküntüyü, zıt kavramları iç içe işlemeyi ve Türkiye'nin doğu-batı çatışmasını işlemeyi sever. Bu konuları işlerken, yine odak noktası her zaman olduğu gibi, insandır. Sözde Kızlar isimli bu eseri de yine aynı minvaldedir. Kitabın konusunda biraz bahsettikten sonra, Peyami Safa'nın Sözde Kızlar isimli bu eserinde, toplumdaki ahlaki çöküntüyü nasıl işlediğini, zıt kavramları iç içe nasıl işlediğini ve Türkiye'nin doğu-batı çatışmasını nasıl işlediğini bölümlere ayırarak
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma
Puan vermedi·133 syf.··
2024 6. kitabı
Ah Juilet, Juilet! Neden Juilet' sin sen? Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek? Bunun bir yolu var mıdır? Bu kitabı okurken bir çok hikayede, destanda, halk hikayesinde gördüğümüze benzer aşk hikayesi okuyacaksınız. Shakespeare bu eseri kaleme almadan önce de var olan, sonrasında da kaleme alınan aşk hikayesi. Ancak Shakespeare bu aşkı öyle gönülden, öyle yaşarcasına anlatmış ki bugünlere kadar okuyanı kendine hayran bırakmayı başarmış. Bu aşk hikayesi kendisinden önce var olan ya da sonrasında da anlatılan aşk hikayelerinin klişeliğinden, Shakespeare' ın ruhu, tabiatı ve özgünlüğü sayesinde kurtulmuş. Hissetmediğin bir şeyi anlayamazsın. Bunu yazan kalem, bu aşkı, bu aşkın korkularını bize hissettiriyor işte. Düşman iki ailenin çocukları arasındaki aşk öyküsü. Bugün bile senaryo üretmekte yaratıcılık fakiri TV' lerin bir sürü dizisi var bu konuda. Hala kitap diye yazılan saçma klişeleri var. Onları izlerken, okurken ne kadar tiksiniyorsam, işte Shakespeare' den bu hikayeyi hissederken o derece hayran kaldım bu acıklı aşk hikayesine. Benim Shakespeare' den okuduğum ilk oyun ve Shakespeare okumakta geç kaldığımı anladığım ilk kitap. Kesinlikle tavsiye ederim. Tabi yalın aşkı, saf aşkı okumak istiyorsanız.
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,9bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2024 3. kitabı
Aşkımı bir sır gibi senelerce sakladım... Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Stefan Zweig kaleminden yine harika bir eser. Tanınmış bir yazar olan R.’ye gelen hiç tanımadığı, bilinmeyen bir kadından gelen yirmi beş sayfadan oluşan bir mektup daha doğrusu bir aşk itirafı... Öyle bir aşk ki tüm hayatına sığdırmış, içten içe, gizli gizli sevmiş. Ama bir kendi bilmiş içindeki yangını, herkesten habersiz ,bir sır gibi saklayarak yaşamış bu aşkı... Ancak giderek saplantıya dönüşmesi, kendini yıpratacak dereceye getirmesi aşkından bihaber olan yazarın günlük rutin hayatında onu fark etmemesi, ve hiç tanıyamamış olması onu sadece hayallerinde tek taraflı bir aşka mutsuzluğa mahkum etmiştir. Hayatı sadece ondan ibaret, onunla ilintili, diğer her şey ve herkesin öneminin onun için bir anlam ifade etmediği bir yaşam ta ki sevdiği adamdan olan giderek ona benzeyen oğluna kadar... Banliyödeki bir apartmanda annesi ile birlikte yaşayan on üç yaşında bir çocukken başlıyor bu çocukça aşkı...giderek kendi ile birlikte içindeki aşk da büyüyor ama hiç fark edilmiyor yazar tarafından, bir su birikintisinin yanından geçer gibi geçiyor hep yanından, nasıl sevildiğinden bihaber hareketli, oyunbaz hayatının getirdiği akışta yaşıyor o da. O yazıyor diye kadın hep okuyor, kelimeleri dua oluyor, onu ondan daha iyi tanıyor uzaktan da olsa adamın etrafında olan biten her şeye vakıf biçimde... Yıllar geçiyor yaşı on sekiz olup kendini bir kadın olarak hissettiğinde ona kavuşmak için tekrar karşısına çıkıyor, bu sefer fark ediliyor ama yine tanımıyor onu sevdiğini adam. Birkaç günlük beraberlikle kalıyor yaşananlar ve bu günlerden birinde çocuğuna hamile kalıyor. Yine yükü tek başına omuzlanıyor. Söylemiyor yine susuyor... hoş söylese yardım edeceğini biliyor ama gururu ön planda velhasıl çok zor
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma