"Ama sevmeyi daha küçük yaşlarda unutmuştu. Bu konuda hiçbir çalışkanlık göstermemişti. Hiçbir deneyi yoktu. Öyle güdük kalmış, öylesine kireçlenmişti ki sevme yönü , şimdi sevmeye başlaması demek, hayat boyu hiç jimnastik yapmamış bir insanın takla atmaya kalkışması gibi bir şey olurdu. Belkemiği kırılabilirdi insanın."
"Uyuşuk kentin , o dipsiz bucaksız sıkıntısına karşı savaş açan bu yalnız kahramanı, ancak bugün anlayabiliyorum. Bizim tarafımızdan gelecek her türlü destek ve saygıdan yoksun kalmış bu tuhaf adam, şiirin yitik sorununu savunuyormuş meğer. Doğu baharatlarının tüm renkleri ve kokularıyla birlikte öğütülerek ortaya çıkması için, içine, boş saatlerin kepeklerinin akıtıldığı harika bir değirmenmiş o. Ama o muhteşem sihirbazın , o fizik ötesi numaralarına alışık olduğumuz için, bizi günlerin ve gecelerin uyuşukluğundan kurtaracak o sınırsız büyünün kıymetini bilememişiz."
"Gelişmekte olan beyin hayatın erken dönemlerinde hem iyi , hem de kötü deneyimlerle kolaylıkla şekillenebilir ve bu dönem çocukların onlara karşı en hassas oldukları zamandır. "
... " etrafımızdaki kişilerle yaşadığımız bu erken deneyimler dünyayla ilgili tüm bakış açımızı şekillendirir. Beynin her gün maruz kaldığı muazzam miktardaki bilgiler yüzünden , dünyanın nasıl olduğunu tahmin edebilmek için bu örüntüleri kullanmamız gerekiyor."
" ... normal olduğunu algıladığımız şeyleri aklımızdan çıkarırız; böylece anormal ve derhal ilgilenmemizi gerektiren şeylere hızla tepki verebiliriz. Nöral sistemler özellikle yeniliklere hassas olacak biçimde evrim geçirmiştir çünkü yeni deneyimler genellikle ya tehlikeye ya da fırsatlara işaret ederler