…insan gibi, kul gibi yaşamak kıldan ince, kılıçtan keskince bir mevzu,ateşten bir gömlek. Emrolunduğumuz gibi dosdoğru bir hayat sürmek acımsı, buruk bir ilacı yutmak, elde ateşten bir kor tutmak misali.
Hikmet-i ilahi bakımından hayat; her zaman sığ bir nazarla hemen anlaşılan,basit,sıradan,rutin,derinliksiz ve alelade bir yapı arz etmez. Aksine yaşadığımız hadiseler, derinlemesine bir şekilde feraset ve basiretle üzerinde tefekkür etmemizi gerektirir.
"Gel ! Sen de gel ! Bu dünya hayatı düz, dosdoğru bir yol değil. Sayısız kavşak, sonsuz tercihlerle süslü bir dolambaç... Hangi yolu seçsen türlü zorluk, binbir çeşit ızdırap var ! O halde bu korku, bu tereddüt niye? Sevgili'den yana dön! Dön gel ki sonu olmayan saadet, neşe sadece orada. 'Henüz erken' deme, hiçbir vakit geç değildir. Sahip olduğun tek şey şu an ; dem bu demdir. Hadi şimdi! İşte her köşe başında, tüm dönemeçlerde Sevgili'ye giden,çıkan,varan bir yol var!"
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.