Varlığımızın en güçlü yanı hiç şüphesiz kendimize yabancılaşmadan, biricik bireyler olarak hayatımızı sürdürebilmemizdir. Bu güç her itkiden, her hastalıktan daha kuvvetlidir. Sağlığı için savaşan kişi genellikle zafer kazanır.
Yani Hume’a göre kişisel kimlik bir uydurmacadır. Biz aslında varolmayız, ancak peş peşe gelen algı veya duyumlardan ibaretizdir.
Bu, normal bir insanın içinde bulunduğu bir durum değildir elbette, çünkü normal insan km’di algılarına sahiptir. Bu algılar salt bir akıştan ibaret değildir, kişinin kendi kalıcı bireyselliği veya benliği aracılığıyla bir araya getirdiği şeylerdir. Hume’un tanımı tam da bir süper Tourette hastasının içinde bulunduğu dengesiz durumu anlatmaya uygun düşmektedir.
ayşenur
@aysennryldrm
·
Biz, süreğen bir akış ve devinim içinde akıl almaz bir hızla birbirini takip eden değişik duyumların bir toplamından veya yığınından ibaretiz.
Tourette hastalığındaki ‘şey’ , tıpkı Parkinson ve Kore hastalıklarındaki ‘şey’ gibi, Pavlov’un ‘subkorteksin kör gücü’ dediği şeyi, ‘beynin harekete geçme becerisini’ ve ‘içgüdülerini’ yöneten ilkel bölümleriyle ilgili bozuklukları yansıtır.