Bir zamanlar Tralfamador'da makineye benzer yanı olmayan yaratıklar vardı. Güvenilir değildiler. Becerikli değildiler. Öngörülebilir değildiler. Uzun ömürlü değildiler. İşte bu zavallı yaratıklar, var olan herşeyin mutlaka bir amacı olması gerektiği ve bazı amaçların diğerlerinden yüksek olduğu fikrine kafayı takmışlardı.
Bu yaratıklar zamanlarının çoğunu amaçlarının ne olduğunu bulmaya çalışarak geçirirlerdi. Fakat kendilerinin olabileceğini düşündükleri bir amacı her bulduklarında, amaç gözlerine o kadar alçak görünürdü ki yaratıklar tiksinti ve utanç dolarlardı.
Sonra da bu kadar alçak bir amaca hizmet etmektense, ona hizmet edecek bir makine yaparlardı. Bu sayede kendileri daha yüksek amaçlara hizmet etmekte serbest kalırlardı. Gel gör ki ne zaman daha yüksek bir amaç bulsalar amaç hala yeterince yüksek olmazdı.
Böylece makineler de daha yüksek amaçlara hizmet eder oldular.
Makineler her şeyi o kadar büyük bir ustalıkla yapıyordu ki sonunda yaratıkların en yüksek amaçlarının neler olabileceğini bulma işi de onlara verildi.
Makineler bütün dürüstlükleriyle, yaratıkların herhangi bir amaçlarının bulunduğunun pek söyleyemeyeceğini bildirdiler.
Yaratıklar bunun üzerine vahşice birbirini öldürmeye başladılar, çünkü amaçsız şeylerden nefret ettikleri kadar başka hiçbir şeyden nefret etmiyorlardı.
Derken vahşice öldürmekte bile çok başarılı olamadıklarını keşfettiler. Bunun üzerine o işi de makinelere verdiler. Ve makineler, 'Tralfamador' demek için gereken zamandan daha kısa süre içinde işi bitirdiler.