Yıl 1923, Almanya’da Weimar Cumhuriyeti dönemi. Remarque’ın kaleminden 1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış Almanya’da, Hitler’in yavaş yavaş sesini duyurmaya başladığı dönemdeyiz şimdi. Savaşın
I.Dünya Savaşı'nı kaybeden Almanya'nın ekonomik buhrana sürüklenişiyle beraber, ülke insanlarının her yönden değişimlerini Kroll ailesi ve çeşitli karakterlerin tahlilleri üzerinden anlatılan romanda, insanı sahiden 'ölesiye yaşamaya' teşvik eden bölümler vardı. Yaşama dair temellendirmeler, savaş sonrası insanların değişimleriyle birlikte kendi benliklerinde yarattıkları yeni karakterlerin, romandaki izdüşümlerini okumak keyifliydi. Ekonomik buhranla birlikte işsizliğin artışı ve Hitler dönemine giden süreçleri de çeşitli bölümlerde anlatan yazarın, hayata dair görüşlerini de Isabelle karakteri üzerinden okumak mümkün.
Romandaki, benim neslimde, en çarpıcı bölüme gelirsek şayet, ekonomik buhranın sarsıcılığından bahsedilen bir paragrafta, bir adamın evinin duvarlarını Mark ile kaplaması ve duvar kağıdının Mark'tan daha pahalı oluşu anlatılıyordu.
Yazarın dili bu romanda fazla akıcı olmasa da anlatımı güçlüydü. Öyle ki yazarın yarattığı karakterler üzerinden bir roman daha yazılabilirdi bence.
Herkese iyi okumalar diliyorum.
Ölesiye YaşamakErich Maria Remarque · Oda Yayınları · 1997201 okunma
Biri Adolf Hitler'in nihayeti olmayan bir savaşta ve kendi zevkleri uğruna milletine ne bıraktığını söyleseydi bu kitabı örnek olarak gösterirdim çünkü paranın beş değer etmediği bir yer düşünuyorsaniz aklınıza hemen Berlin gelebilir burda bir durup düşunmek lazım kasa kasa paranın olduğu hatta bazen bundan bille fazla paranız var ama siz bunu ısınmak için yakıyorsunuz ya da biraz et ve ekmek satın alacaksıniz karşılığında iki-üç el arabası para götürüyorsunuz her gün inip çıkan dolar fiyatlarıda cabası üstelik insanlar hâlâ savaşın yaralarını bile saramamışken.Ülke bu durumda böylece sürüklenip giden bir millet aklımda ise şu soru kendilerini nasıl bu kadar geliştirdiler ve dünyanın şuan en gelişmiş milletleri arasına girdiler.Bu fikir bende savaşların yakıp yıktığı gibi ondan sonrasında kendilerini geliştirebilmek için insanlara fırsat sunduğünuda gösterdi
Ölesiye YaşamakErich Maria Remarque · Oda Yayınları · 1997201 okunma
"Ölesiye Yaşamak", Erich Maria Remarque'ın büyüleyici bir şekilde kaleme aldığı, insan psikolojisinin karmaşıklığını ve savaş sonrası dönemin yıkıcı etkilerini anlatan güçlü bir eser. Kitap, I. Dünya Savaşı sonrası Almanya'nın yıkılmış ve umutsuz bir atmosferinde geçer. Ana karakterimiz Andreas, savaşın dehşetiyle sarsılmış bir şekilde eve döner. Savaşın getirdiği travma, onun iç dünyasında derin yaralar açmıştır ve normal bir yaşama dönmek her geçen gün daha zorlaşmaktadır.
Remarque, Andreas'ın içsel çatışmalarını ve savaş sonrası toplumunun ona olan yabancılaşmasını anlatırken, okuyucuya insanın ne kadar dayanıklı olabileceği ve umutla nasıl ayakta kalabileceği hakkında düşünme fırsatı sunuyor. Andreas'ın savaş sonrası hayatta tutunma çabaları, insanın insanlar arasındaki bağların ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Ölesiye YaşamakErich Maria Remarque · Oda Yayınları · 1997201 okunma
"Dünya barışı! Bu konuda şimdiye dek hiçbir zaman çağımızdakinden daha çok laf edilmemiş, bu uğurda hiçbir zaman bu kadar az çaba harcamamıştır."
1. Dünya Savaşı sonrasında Almanyanın içine düştüğü ekonomik çöküşün ve Hitler yönetimine geçiş sürecinin bir mezar taşı firması çalışanı ve çevresindekilerin yaşamı üzerinden anlatıldığı bir roman. Günlük yaşayış ın rutinlerinin sıkacak olduğu anlarda, yazarın yaşama dair güçlü tespitleri sayesinde hiç sıkılmadım bu rutinlerden. Çok akıcı olmayan ama anlatımı bir o kadar güçlü bir kitaptı.
Ölesiye YaşamakErich Maria Remarque · Oda Yayınları · 1997201 okunma
1. dünya savaşı sonrası almanya ekonomik krizinin yarattığı enflasyon döneminde farklı insan ilişkilerini konu ediniyor.Ekonomi, şiir, felsefe, psikoloji, aşk, cinsellik, siyaset gibi farklı konulara değinilmiştir.
Baş kahramanımız mezar taşı satıcısı ludwig ve akıl hastası isabelle arasındaki diyalogları dikkat çekicidir.Bu diyaloğda fizik kurallarıyla kurduğumuz basit gerçeklikleri sorgulamaya yönlendiriyor.
* Ağaçlıklı yoldan geri dönüyorduk. Karanlıkta ateş böcekleri uçuşuyordu. İsabelle birden olduğu yerde durdu.
«Duydun mu?» diye sordu.
«Neyi?»
«Toprağı. At gibi sıçradı. Çocukken uyuduğum zaman hep yere düşeceğim diye korkardım. Yatağıma beni bağlasınlar isterdim. Yerçekimine güvenilebilir mi?»
«Tabii. Ölüme güvenebildiğin kadar.»
«Bilmiyordum. Sen hiç uçmadın mı?»
«Uçakla mı?»
Hafiften küçümseyen bir edayla, «Uçakla mı?» dedi. Uçakla herkes uçabilir. Rüyada uçtun mu?»
Uçtum. Ama bunu da herkes yapamaz mı?>
«Hayır.»
«Sanırım her insan rüyasında uçtuğunu görmüştür. Hem bu sık görülen rüyalardandır.»
İsabelle, «Bak gördün mü?» dedi. Ve sen tutmus yerçekimine güveniyorsun. Ya günün birinde yerçekimi ortadan kalkarsa? Ne olur o zaman. Sabun köpüğünden balonlar gibi ordan oraya uçuşuruz. O zaman imparator kim olacak? Ayağına en ağır prangayı bağlamış olan mı, yoksa kolları en uzun olan mı? Ve o zaman insan bir ağaçtan aşağıya nasıl inecek?»
Bunu ben de bilmiyorum. Ama prangaların da buna bir yararı dokunmaz. O zaman onlar da hava gibi hafifleşecektir.» sayfa : 288
Loş ışıklara, ezgilere ve yağmura bağlıydık. Fakat buna karşın yine de birbirimizden ebediyen ayrıydık.
Aramızda anlaşma yoktu, sözler yoktu. Bizi yalnızca benliğimizdeki ruhun sınırında yanan küçük nöbetçi ateşinin garip kızıllığı birbirimize bağlıyordu.
Hayatı o kendine göre, ben kendime göre görüyor ve yanlış anlıyorduk. Dilsiz, sağır, kör olmayan dilsiz, sağır, kör gibiydik ve bu yüzden de daha çok yoksul, daha çok ilişiksizdik.
Ölesiye YaşamakErich Maria Remarque · Oda Yayınları · 1997201 okunma
Ekonomil buhranlı dönemlerde paranın duvar kağıdı olarak bile kullanıldığı bir zamanda Mezar taşı yaparak hayatını kurtarmaya çalışan insanların hikayesi,
Ölesiye YaşamakErich Maria Remarque · Oda Yayınları · 1997201 okunma
1. Dünya savaşı ertesi Almanya'sını canlı bir şekilde tasvir eden, bir mezar taşı imalatçısı olan 20'li yaşlardaki Ludwig Bodmer'in çevresindeki olaylar ve kişilerle harmanlanmış güzel bir romandı. Beğenerek okuduğum romanlardan biri olarak kütüphanemde yerini aldı. Sakin roman severler için mutlak tavsiye edilecek bir eser.
Keyifli okumalar...
Ölesiye YaşamakErich Maria Remarque · Oda Yayınları · 1997201 okunma
Kitap ismi; hem gençlik yıllarının unutulmaz güzel günlerinın ölümsüzlüğünü, hem de ölümsüz geçen I. ve II. Dünya Savaşları arasındaki zamanı betimliyor.
Isim seçimi fevkalâde !
***
Ayrıca enflasyon..
Yaşıyor olabilir miyiz acaba biz bunu ?
Havadan/suya.. ekmekten/bulgura... undan/şekere, tuza... vs.. her şeyin zamlanması, insanların alım gücünün azalması, sermaye sahiplerinin bir şekilde daha çok zenginleşip; halkın daha fazla fakirleşmesi midir enflasyon ?
Paranın değer kaybı, yolsuzluklar.. kalın kafalı diplomatlardan bahsediliyor kitapta..
Bir başka sorum ise; enflasyonun olduğu memleketlerde "KALIN KAFALI" mıdır tüm diplomatlar ?
***
Neyse.. gün bitecek, doğacak sabah yeniden..
Penceremi açtığımda gelen baharın değil.. enflasyonun kokusunu duyacağı(Z)m galiba..
***
Güzel kitap ve asla (!) tavsiye etmiyorum.
Mahrum kalın, yeniden keşfetmekle uğraşın Amerika'yı.
***
Saygılar..
Ölümsüz GünlerErich Maria Remarque · Arif Bolat Kitabevi · 1957201 okunma
Erich Paul Remark Osnabrück'te Roma kilisesine bağlı katolik bir ailenin içinde doğdu. Babası Peter Remark bir basımevi ustasıydı. Osnabrück arşivlerinde bulunan nüfus kayıtlarına göre 17.yy'da ihtilalde katoliklere yapılan baskılar yüzünden Fransa'dan göç etmişlerdi. Önceleri Remarque olan soyisimleri Alman imlasına göre Remark olmuştu. Bir süre Münster Üniversitesi'nde öğrenim gördü ama 18 yaşında birçok kez yara aldığı I. Dünya Savaşı'na katılmak zorunda kaldı. Savaştan sonra öğretmenlik, taşçılık ve Berlin'de bir tekerlek firması için test sürücülüğü yaptı.
1929'da, Remarque'nin savaşın mutlak kötülüğünü 19 yaşındaki bir askerin gözünden anlattığı, en ünlü eseri, "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" (Im Westen nichts Neues) yayımlandı. Bu kitabın ardından savaş zamanı ve sonrasını yalın ve duygusal bir dille gerçekçi bir şekilde anlattığı başka eserleri de yayımlandı.
1931'de İsviçre'ye yerleşti. 1933'te, Naziler eserlerini yaktılar ve yasakladılar. 1938'de Alman vatandaşlığından çıkarıldı ve 1939'da Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti. Hollywood'da tanıştığı Paulette Goddard ile 1958 yılında evlendi.
72 yaşında Locarno, İsviçre'deki Saint Agnese kliniğinde aylarca acı çektiği anevrizmadan dolayı öldü.
--------Eserleri
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, (1929)
Dönüş Yolu, (1931)
Hayat Kıvılcımı, (1952)
Yaşamak Zamanı, Ölmek Zamanı, (1954)
Ölesiye Yaşamak, (1956)
İnsanları Seveceksin
Ana Baba Günleri
Üç Arkadaş
Lizbon'da Gece
Kara Dikilitaş
Zafer Takı
Cennetteki Gölgeler
Ufuktaki İstasyon
Vaat Edilmiş Ülke
Tanrı'nın Gözdesi Yoktur
Üç Yoldaş
Siyah Anıt