Ayşenur Uslu

Yaşadığımız yerlerin bir önemi yok aslında, nasıl olsa her yeri kendimize benzeterek oraya katılıyoruz. Sonra oraya bir yanımızı bırakıyoruz, ondan bir şeyler koparıp alıyoruz. Ömrümüze kattığımız bir anı, bir görüntü, bir imge kalıyor geriye. Bizi çağıran, bizi çeken yerler...
Reklam
-Sanki içimdeki kelebek uçtu gitti. -Böyle düşünmemelisin. Aslında herkes içindeki kelebeği uçuruma peşinde. Ya içinde hep bir kurt olarak kalsaydı.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Doğu Akdeniz'in ışıkları sönünce karanlığın dünyaya yayıldığını söylemem doğru mu? Çağdaşlarım ve ben tüm zamanların en parlak teknolojik ilerlemesine tanık olurken; daha önce hiç görülmemiş bir şekilde insanların tüm bilgisi artık parmaklarınızın ucundayken; insan ömrü giderek uzar ve geçmişe göre daha sağlıklı yaşanırken; en başta Çin ve Hindistan olmak üzere, Eski "Üçüncü Dünya"nın birçok ülkesi geri kalmışlıktan nihayet çıkarken, karanlıktan söz etmek yersiz değil mi? Ama bu asrın kahredici çelişkisi de bu zaten: Tarihte ilk kez insan türünün başındaki her türlü felaketten kurtarıp bir özgürlük, kusursuz ilerleme, gezegen dayanışması ve paylaşılan refah çağına dinginlik içinde götürmeyin araçlarına sahibiz; ama son sürat zıt istikamette ilerliyoruz.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Doğu Akdeniz'in ışıkları söndü. Sonra Karanlık gezegene yayıldı. Bence bu bir rastlantı değildi.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Ey talib, vasiyetimi kaydet bir kenara: Enayi olmaktan utanma, kendini kendinden mahrum etme! Eneni önemse, enayi deseler de önemse! En azından ene'ni o ene'nin geçek sultanı için önemse! Ve bil ki ene'l hak çığlığındaki sırr-ı azîm, hak tarafından değil ene tarafındandır. Ene'nin, ayrıca, hakk'a ve sıfata ihtiyacı yoktur. Ene, bizatihi hak'tır çünkü.
Sayfa 61 - Kapı·Kitabı okudu
Reklam