"Baharın gelen çadırcılar, yerden ayrı yükselen tepeden ayrı inen mis gibi diri hava, kar çiçekleri, vargit çiçekleri, sağa sola saklanmış misk sümbülleri ile kısacık bir bahar, sonrasına sadece bir gölge izi gibi kalan bahar. Ve sümbüle, süsene, katırtırnağına, gelinciğe bu kısacık hüküm sürmeye acıdığı kadar kendine acıyamayan insan, ömrüm var o da benim sanan insan."
'insanlar ağızlarından ne çıktığıyla değil ağızlarına ne girdiğiyle ilgileniyordu. çünkü yemek yemek için düşünmeye ihtiyaç yoktu.
bilgi tüketilemiyordu, oysa bugün değerli olan şeyin yok edilene dek tüketilmesi gerekiyordu.'