Ben yahut benim gibiler birazcık sevilsek hemen içleniriz. Kalbimizden ağlama isteği yükselir. Ufak bir sıcaklık görüp soyunmaya kalksak içimizden türlü cerahat çıkıverir. 
İnsanın kendine söylediği yalanların da bir miadı var. Katı olan her şey buharlaşıyor, hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çıkıyor. ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir şey oluyor. Öğrendiklerimizle yaşamaya devam ediyoruz.

İnsan, içinde serpildiği hakikati, başkaları için ne kadar tuhaf olursa olsun tabii sanıyor. Ben de sudan çıkmış balık, denizde doğmuş köstebektim ve bütün köstebeklerin suda, bütün balıkların karada yaşadığına inanıyor; nefesim kesildiğinde herkesin nefesi kesilir, solumanın tabiatı böyledir zannediyordum. 
Başkalarının tabakları her daim cezbetmiştir beni. Siparişimi verir vermez, asıl leziz yemekleri diğerlerinin seçtiğine dair gastronomik bir karamsarlığa kapılırım.
Eski bir zaaf bu. kuyruğu dik tutma telaşı. Yenen yumruğu daha acımadı ki tebessümüyle karşılama inadı. Ne uğursuz tebessümdür o, ne fena histir, insanı kendi cehenneminde zebaniye çevirir.