Ayşenur Karataş Yılmaz

Ayşenur Karataş Yılmaz
@aysnrkrts
İn solis sis tibi turba locis
Hukuk
26 Ocak
95 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
8/10
·104 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 12:06
Önemsiz Bir Kadın, Oscar Wilde’dan okuduğum ilk tiyatro eseri oldu. Kitaptaki isimler ve karakterler başta biraz kafa karıştırıcı gelse de hızla adapte oluyorsunuz. Okurken İngiliz sosyete hayatının samimiyetsizliğinden ve çoğu diyaloğun bağnazlığından fenalık geçirsem de Oscar Wilde okumayı özlemişim, ne yazsa okuyacağım, neden daha fazla şey yazmadı ki (roman) diye hep hayıflandığım bir yazardır zaten. Kitapta, sözün özü olarak, klasik ataerkil düzen ve bunun erkeğe hizmeti, kadınaysa yüklediği sıkıntı, ıstırap ve çileyi görüyoruz. Dünya kadına ve erkeğe asla adil davranan bir yer olmadı, hiçbir zaman da olmayacak kanımca. Özellikle de kadın ve erkeğin bir olup yaptığı her şey için sadece kadınlar suçlanıyor. Bu düzeni kim kurdu, kim yerleştirdi ve herkse kabul ettirdi bilmiyorum, ama en acısı da aynı durumda kadının bile kadını suçluyor olması. Kitapta da bunun örneğini görüyoruz zaten. Neyse, konuyu dağıtmayalım, güzel kitaptı efendim. Oscar Wilde iyidir, okuyunuz, okutturunuz. Lord Henry ve Lord Illingworth gibi herifleri gördüğünüz yerde ise koşarak uzaklaşınız, en kötü ölü taklidi yapınız.
Önemsiz Bir KadınOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20246,7bin okunma
Reklam
9/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
İtiraflar… Son zamanlarda okuduğum en etkileyici öykülerden biri oldu. Annem filmini izlemiş, üstünkörü anlatmıştı konusunu, ablam da kitabı önerince aldım okumaya başladım. Öncelikle kitapta bambaşka hikayelerden gelen, ama kendini kanıtlamak için yanıp tutuşan iki öğrenci var. Birinin cinayet gibi karanlık bir planı yok aslında, sadece kabul görmek istiyor. Diğeri de sadece bir kişinin ilgisi için yanıp tutuşuyor. Biri öldürmeyi amaçlıyor, öldüremiyor, diğeri sadece eğlenmek isterken katil oluyor. Olayın özellikle bu kısmı çok ilginç mesela. Olaylar bir anda öyle bir hal alıyor ki ikisi de amacına ulaşamıyor. Sonrasında öğretmenin aldığı intikam da öyle isabetli ki, ikisinin de dünyaları kararıyor. Bir yanda annesine hastalık bulaştırmamak için kendini odasına kapatan,ama -üzgünüm- son derece aptal bir kadın olduğu için asla annesi tarafından anlaşılmayan, günden güne eriyip giden bir çocuk, diğer tarafta hastalanayım da ölüm döşeğinde de olsa annem bana baksın diyen bir çocuk. Ne kadar acıklı değil mi? Özellikle okurken ikinci çocukla ilgili aklıma şu söz geldi : Büyürken köyü tarafından sevilmeyen çocuk,sonunda sevginin sıcaklığını hissetmek için köyü yakar. Neyse, kitap boyunca iki çocuğun da kaderinin kendi anneleri ve bir anne olan öğretmenleri tarafından ilmek ilmek nasıl dokunduğuna şahitlik ettik. Ve bence bu inanılmazdı. Kitap bağlamında annelik hakkında sabaha kadar konuşabiliriz mesela. Aslında yazacak çok şey var ve gerçekten bu incelemeyi yazarke zorlandım. Oldukça derin ve katmanlı bir eser çünkü. İntikam, adalet, annelik, mesleki ve toplumsal roller, bunların arasındaki çatışma, çocukluk, masumiyet, adalet, yargı… Hepsini ayrı ayrı düşündüren ve sorgulatan bir eser aynı zamanda. Sözün özü, okuyup, anlayıp, içselleştirip üzerine bol bol düşünülesi bir
İtiraflarKanae Minato · Doğan Kitap Yayınları · 2016430 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2025 33. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 10:47
“Az” önce Hakan Günday’ın az romanını bitirdim. Hakan Günday’ı ilk kez okuyorum bu arada. Şunu söylemeliyim ki bu adamın normal bir kafa yapısına sahip olması imkansız, her yazar gibi. Ama gerçekten böyle bir kitap ilk defa okudum. Bazı yerlerde dehşete düştüm, bir çok yeri “noluyo lan”lar eşliğinde okudum. Gerçekten normal bir kafanın ürünü değil ya, ona eminim. Onun dışında romanda aşırı tesadüfler silsilesi var, bu olayı gerçeklikten inanılmaz uzaklaştırıyor, bir de romanın Derdâ kısmını ben daha çok beğenmiştim. Onun hikayesiyle devam etmesini isterdim kitabın. Derda’nın hikayesini baştan sona anlatıp onları olmayacak tesadüflerle birleştirmelerine gerek yoktu diye düşünüyorum. Yine de, ne olursa olsun kitabı ilgiyle ve merakla okudum. Bir süredir okuyamadığımdan mıdır bilmiyorum,sanki bir okuma açlığı vardı üzerimde ve kısa sürede de bitirdim. Bilemiyorum, ne kadar teknik hatalar ve saçma tesadüfler de olsa okuma keyfim hiç azalmadı. 2025i de böyle ilginç bir kitapla kapatmış bulunuyorum böylece.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,8bin okunma
8/10
·344 syf.··
2025 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 23:53
Birkaç gündür okumuş olduğum bu değerli kitabı az önce bitirdim. Farklı felsefecilerin hayatlarından ve görüşlerinden hareketle, hayatın farkı yönlerini ve insanlık durumlarını açıklayan, gayet güzel bir kitaptı. Açık, yalın, oldukça kolay okunan ve anlaşılan bir üslubu vardı. Daha derin kitaplara alışkın olanlar yüzeysel bulabilir, ama bence yine de okunmaya değer. Özellikle felsefe okumak isteyen ama gözü korkan/nereden başlayacağını bilemeyenler için de gayet uygun. Kesinlikle tavsiyedir.
Felsefenin TesellisiAlain de Botton · Everest Yayınları · 20244,255 okunma
9/10
·96 syf.··
2025 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 00:23
Bu kısacık ve bir o kadar da tatlı kitabı bir oturuşta bitirdim diyebilirim. Gerçekten herkesin okuyabileceği tarzda ve üslupta bir hikaye olmuş. Martı metaforu üzerinden anlatılmak istenen şeyler her şeyden önce çok gerçek. Dünyaya iyilik için gelen bir gelen kahramanın/yol göstericinin/peygamberin, önce dışlanıp, sonra müritler edinip, daha sonra geri dönmesi, hep beraber iyiliği ve güzelliği yaymaya çalışacaklarken 4. bölümdeki detaylarla bizi zamanımızın gerçekleriyle yüzleştirmesi… Özellikle yazarın son bölümle alakalı sonsözünden etkilendim. Ne kadar başta verilmek istenen mesajlarla işin özüne değer verilse de zamanla her şeyin içinin boşalması, görüntünün ve saçma ritüellerin özün önüne geçmesi çok ilginçti. Başta anlamlandıramasam da aslında hikayeye çok gerçek bir kimlik kazandırmış bu kısım. Özetle ben çok sevdim, baştaki masalsılığını da, sondaki gerçekçiliğini de. Herkes okusun ve okutsun bence.
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680bin okunma
Reklam