Yarım kalmış bir kitаp gibi ben bir yandayım
Sulanmayan bir çiçek gibi sen bir yandasın
Yerinden olmuş yaprak gibiyiz düşüyoruz
Baştan yaşarım sorsan
Ama sen
hiç olmamışız farzet
Fаrzet hiç tаnışmаdık
youtu.be/6lXMkqjJTNs?si=...
Schopenhauer felsefesini ilk defa okuyorum. Daha önce hem yazarı hem kitaplarını araştırmamıştım. Ben çapraz okumada araya hafif aforizmalar serpeyim diye almıştım kitabı elime ama bu kadar güçlü bir felsefe ile karşılaşacağımı hiç beklemiyordum. Okurken tamamen başrol kitap oldu.
Kitapta vurgulanan bazı konular var
YALNIZLIK
Yazar yalnızlığı, kişilik olgunluğunun bir parçası olarak yorumluyor. Tabi bu yalnızlığı sadece "az insan" penceresinden değil de dışarıda az içeride çok olmak şeklinde vurguluyor.
Bir kimse iç dünyasında ve bilhasaa ruhunda ne kadar çok şey barındırırsa o kadar kalabalık olur, başkalarının onayını düşünmez, "kendini" gerçekleştirebilir. Ve bütün bunları da ancak kendisiyle başbaşa kaldığında 'yalnızlıkta' fark edebilir, gerçekleştirebilir.
"İç dünyası zengin olan bir kişi, yazgıdan çok şey beklemez." s7
"Büyük bir kafaysa yalnızlığı seçecektir. Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahipse, dışarıdan o denli az şeye gereksinir." s22
"Çünkü herkesin kendine döndüğü yalnızlıkta, bir kimsenin kendinde neye sahip olduğu ortaya çıkar." s22
RUH ZENGİNLİĞİ
Kişinin ruhunun zengin olması, hayatını yaşanılır kılar. Kişinin kötü olaylar yaşaması değil, o olaylara nasıl tepki verdiğidir önemli olan. Aptal bir adam çaresiz durumlarda ahını vahını arşa ileticekken, ruhu dolu bir adam varsa çözüm arar yoksa durumu kabullenip yol çizer. Kişin kötü ortamlarda olması değil, o ortamları nasıl değerlendirdiği önemlidir. Yine aptal bir adam ortamın derdinden iş verimini en aza indirecekken, ruhu zengin bir adam "çamura düşmüş bir inci tanesi gibi"( Sefiller (2 Cilt Takım) ) ortamı güzelleştirmeye bakacaktır.
"İç dünyası zengin insan tamamen yalnızken, kendi düşünceleriyle ve hayalleriyle eşsiz bir eğlence bulur. Ruhsuz biri sürekli dernekten derneğe, oyundan oyuna, yolculuktan
Esenliğimizi ilgilendiren her konuda, hayalgücünü dizginlemeliyiz: yani öncelikle hayalimizde dünyalar kurmamalıyız; çünkü onları kurduktan hemen sonra, üzüntüyle yeniden yıkmak zorunda olduğumuzdan, bize fazlasıyla pahalıya mal olurlar.
İnsan sadece yalnız olabildiği sürece, bütünüyle kendisi olur: demek ki yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez; çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür.