''Ya şöyle olsa...?'' ifadesi bize değişiklik verir, bizi hayatımızdan uzaklaştırır. ''Keşke...'' ifadesi yarının görkemli yönlerini ve tehlikelerini keşfetmemizi sağlar.
''Bu böyle sürerse...'' ifadesi günümüz hayatından bir unsuru, net, bariz ve normalde tedirgin edici bir şeyi alır ve o şey, o tek şey büyüse, her tarafa yayılsa, düşünme ve davranış tarzımızı değiştirse ne olacağını sorar.
''Zengin olmak marifet değil. Her isteyen zengin olabilir. Birazcık zenginlik için hayatlarını ve ruhlarını satanların haline bir baksana ne hale gelmişler! Yok. Ben onlar gibi olmak istemem. Varsın cebimde kahve parası olmasın. Ama yeter ki hep aynı Gigi kalayım.''
''Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki insan bunun sonu gelmez sanıyor. O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hala upuzun bir şekilde seni bekliyor. İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli bir aklım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge, işte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Öyle de olmalı. Bir bakarsın ki adım adım bütün yolu bitirmişsin, nasıl olduğunu anlamadan ve yorulmadan. Önemli olan da budur.''